
 Senarist Ferit Karahan.
|
31.01.2012 11:01
Cennetten Kovulmak sekiz haftada tamamlanacakKültür ve Turizm Bakanlığı destekli “Cennetten Kovulmak” adlı filmin çekimleri başladı. Yapımcılığını Serdar Temel’in üstlendiği filmin yönetmen koltuğunda; 2007 yılından bu yana reklam yönetmenliği yapan, kısa filmleriyle birçok festivalden ödül alan Ferit Karahan oturuyor.
“Cennetten Kovulmak”, Kürt ve Türk halklarının hafızalarında ve tarihlerinde “öteki” kavramını belirginleştiren çatışmaları; içinde bulundukları savaşın etkisiyle yaşamları değişen iki kadının, 24 yaşındaki İstanbullu Emine ile 8 yaşındaki Muşlu Ayşe’nin hikayeleri üzerinden anlatıyor. Kürt işçilerin çalıştığı bir inşaatta elektrik mühendisi olarak çalışan Emine, arınmayı, kaza sonucu hayatını kaybeden Kürt inşaat işçisi Kürşat’ın topraklarına gitmekte ararken; Ayşe, güzel bir hayatın ancak İstanbul’da olabileceğine inanıyor.
Senaryosu Ferit Karahan ve Serdar Temel’e ait film, yönetmen Karahan’ın yorumuna göre; “İçinde bulundukları savaşın etkisi ile yaşamları değişen, birbirlerine göre karşı tarafta olan iki kadının, birbirlerinin geçmişlerine ve geleceklerine doğru tersine bir yolculuğun öncesini, eleştirel ve sinematografik bir dille anlatmaya çalışıyor.”
8 aylık bir ön çalışmanın ardından 8 Ocak’ta çekimlerine başlanan filmin çekimleri, 15 gün İstanbul’da, 15 gün Muş’ta olmak üzere 1 ayda gerçekleştirilecek. Filmin, 4 aylık post-prodüksiyon sürecinin ardından 100 dakika olarak tamamlanması planlanıyor. Kadrosunda, Ezgi Asaroğlu (Emine), Rojin Tekin (Ayşe), Bünyamin Kavut (Kürşat), Mirza Metin (Ustabaşı), Jülide Kural (Emine’nin annesi) ve Yavuz Çetin’in (Emine’nin babası) yer aldığı filmin, 2012 sonbaharında vizyon olacağı belirtiliyor.
2000’li yılların başı Türkiye. Birinci gündem maddesi; çöken ekonomi. Çoğunluğun, savaşın bittiğini düşündüğü bir dönemde, savaşın etkileri devam etmektedir. Yaşadığı en büyük sorun evlenmek üzereyken ayrıldığı nişanlısı olan Emine, bir inşaatta elektrik mühendisi olarak çalışmaya başlar. Nişanlısına harcadığı zamanın ve emeğin üzüntüsünü yaşarken yeni bir başlangıç yapmak istemektedir. Tam bu sırada askerde olan kardeşi bir çatışmada yaşamını yitirir.
Bittiği söylenen savaşın devam ettiği Muş’un küçük bir köyünde, kalabalık ailesiyle yaşayan Ayşe neşeli bir kızdır. Şehirli her şeye hayran olan Ayşe, bir İstanbul meraklısıdır. Kamyonculuk yapan babasından en büyük isteği kendisini İstanbul’a götürmesidir. Ayşe, İstanbul’da okuyan abisinden sürekli İstanbul’a dair bir şeyler ister.
Kardeşinin acısı ve eski nişanlısının baskısı devam ederken, Emine işe dönüp günlük hayata adapte olmaya çalışmaktadır. Hiç alışık olmadığı inşaat ortamında işini öğrenirken, aynı zamanda kendini o güne kadar şahit olmadığı bir sosyal yapı içinde bulur. On altı yaşında, inşaatta kaçak olarak çalışan Kürşat, hayatında ilk kez bir kadını otorite olarak görmesinden ve hiç tanık olmadığı bir kadın tipi olan Emine’den etkilenir. Savaş koşullarının yoksullaştırdığı bölgeden ailesine yardım etmek için İstanbul’a gelen Kürşat, çalışkan bir işçidir. Talihsiz bir iş kazası sonucu ölümü sonrası, Kürşat’ın ortada kalan cesedinin yasal işlemlerini Emine üstlenir. Baskılar nedeni ile çocuklarını kaybeden Ayşe’nin ailesi, ellerinde kalan tek çocukları Ayşe’yi kaybetmemek için İstanbul’a taşınır. Ayşe hayalini kurduğu İstanbul’a, ailesi ise geleceği belli olmayan bir şehre gitmektedir. Emine, vicdanın sesini dinleyip Kürşat’ın cesedini memleketine kendisi götürmek için yola çıkar. Emine otobüste, Ayşe kamyonda, birbirlerine teğet geçerken göz göze gelirler. Birbirlerinin geçmişlerine ve geleceklerine, tersine bir yolculuk başlar. « Önceki Haberi Oku | Sonraki Haberi Oku »
|