 Ersan Arsever ve Cem Davran çekimler sırasında...
 Filmden bir sahnede Cem Davran
|
08.08.2011 00:08
Cem Davran, Ahmet Ümit uyarlamasındaAhmet Ümit ‘in romanından uyarlanan, Ersan Arsever’in senaryosunu yazıp yönetmenliğini yaptığı “Bir Ses Böler Geceyi” filminin çekimleri İstanbul’da devam ediyor. Filmin başrollerinde Cem Davran’ın yanı sıra genç oyunculardan Merve Dizdar, Gün Koper yer alırken bu isimlere Rıza Akın, Müfide İnselel, Recep Yener, Turgay Tanülkü ve İpek Tenolcay gibi deneyimli oyuncular eşlik ediyor. Misafir oyuncu olarakta Ali Sürmeli yer alıyor.
İsviçre televizyonlarında uzun seneler yönetmenlik ve yapımcılık yapmış olan Ersan Arsever’in ilk uzun metrajlı çalışması olan “Bir Ses Böler Geceyi”, Ahmet Ümit’in 1994 yılında çıkan aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Bir kazayla başlayıp mistik, gizemli ve gerilim yüklü bir yolculuğu anlatan filmin Tokat çekimleri Zile ilçesi ve çevre köylerinde tamamlanırken İstanbul çekimleri Yedikule, Kasımpaşa, Samatya ve Beykoz gibi farklı semtlerde devam ediyor.
Film bir kazayla başlar; üniversitede araştırma görevlisi Süha’nın arabasıyla bir köy mezarlığının duvarına çarpmasıyla... Gök yarılmışçasına yağmur yağmaktadır, Süha gecenin içinden geçen bir tabut görür, frene basar... Gözlerini açtığında bir köy mezarlığındadır... Kendini mezar taşlarının arasında bulan Süha, boş bir mezardan geçmiş yaşamına doğru ilginç bir yolculuğa çıkacaktır. Mistik, gizemli ve gerilim yüklü bir yolculuk. Bu yolculukta, boş mezarın ölüsü Alevi genci İsmayil, kendini arayan Süha’ya rehber olacaktır. İsmayil’in yaşamı Süha için bir aynadır. O aynada Türkiye’nin yakın tarihini, 12 Eylül Darbesi’nin öncesini, darbe dönemini ve sonrasını görecektir. Ve o fırtınalar içinde kendi gençliğini.İsmayil ise başlı başına inancın simgesidir. Gündelik yaşamın verdikleriyle yetinmeyen bir insan. Görünenin arkasındaki sıra erişmeye çalışan bir idealist. Bu sırra erişmeye çalışırken sırlara karışan bir inanç insanı... Süha ile İsmayil’in farklı iki ömür serüveni, aynı arayışta hemhal olup, birbirine karışacaktır. Arayış, bilinmeyene değil, saf olana, güzele olana, iyi olanadır. Ki bu yolculuğun başladığı yerde de, yolda da, sona erdiği noktada da insandan başkası yoktur. Korkuları, cesareti, yanlışlığı, acizliği ve kahramanlığıyla insan. Çünkü, önemli olan yol değil, yolculuktur. Sona eren yol, insanın varlığı değil, o mecradaki yolculuğudur. Yol aktığı sürece inanç da vardır. Kaybolan inançlar, yitirilen idealler, korkulardan, aşklardan, umutlardan yeniden doğacaktır. Çünkü insan yaşadıkça umut kaybolmaz. « Önceki Haberi Oku | Sonraki Haberi Oku »
|