|
|
Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz. |

|
Anna Kareninadan 2013-kış erkek modası
|
|
|
|
2007 yılında izleyeni ihtirasla sarmalayan; çökmeye yüz tutmuş İngiliz aristokrasisini eleştirirken merkezine sınıf temelli bir imkansız aşkı alan karanlık atmosferli melodram Atonement’ı çeken genç İngiliz yönetmen Joe Wright’ın hedefini büyüttüğünü duyduğumda hiç şaşırmamıştım. Son on yılın en gözde genç aktrislerinden olan Keira Knightly’nin başrolünde oynadığı tarihi edebiyat uyarlamalarında elde ettiği başarıyı, Dünya edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden biri olan Leo Tolstoy’un Anna Karenina’sında devam ettirmek istemesi, Wright için makul bir istekti. Fakat sıkıntı, daha önce pek çok kere sinemaya uyarlanmış böyle iddialı, ağdalı ve dört ciltlik bir külliyat barındıran bir eseri yorumlarken sinema anlatısına getirilecek yenilikler açısından çıkacaktı.
İngiliz Empire Dergisi’nin, 2012 Ağustos sayısında Wright’ın Anna Karenina yorumuna ayırdığı sayfalardan çıkardığım sonuç ise gözümü bayağı korkutmuştu. Tiyatro mizanseni üstüne kurulan koreografik anlatımın yaratacağı tüm görsel şölene rağmen; Tolstoy gibi bir dahinin dört cilde ancak sığdırdığı bir tarihi ve toplumsal eleştiriyi ya da aşkı sadece bir teferruat olarak alabileceğimiz insan ruhunun en karanlık duygularını dile getirmekte oldukça zayıf kalacağını tahmin etmiştim. Anna Karenina’yı Anna Karenina yapan tüm bu içeriği reddederek sadece iyi kotarılmış bir dans ve müzikal uyarlamaya dönüştürmek de cesur bir davranış olabilirdi fakat Wright bunu da yapmaya cesaret edememiş gibi. Bu nedenle de film bir yerden sonra “görüntü var ses yok” haline geliveriyor. Hayalimizdekinden çok daha yeni yetme görünümlü Kont Vronski ile gözü kara Anna arasındaki alev alev yanan aşkı hissetmek mümkün değil. Kitapta büyük bir Tanrı korkusu ile arzuları arasında sıkışıp kalmış ve bu yüzden de soğuk ve ruhsuz olarak algıladığımız Karenin’e karşı hissettiğimiz acıma duygusu; Jude Law’un filmin tek parlak oyuncusu olarak gösterdiği çabalara rağmen dans, kostüm, dekor estetiği arasında kaynayıp gitmiş durumda. Daha önce Pride and Prejudice ve Atonement’da Wright ve Knightly ile birlikte çalışan kostüm tasarımcısı Jacqueline Durran ise filmde Law’dan daha iyi bir iş çıkarmış durumda. Benim dikkatimi çeken, 1870’lerin modasını fazla detaya girmek yerine bol kürk, tafta ve kadife ile süsleyerek 19. yüzyıl Rusya’sını izleyenin aklında canlandırıveren kadın kıyafetlerinden çok oldukça sade ve bir o kadar da şık gözüken askeri üniformalar çekti. Bilindiği üzere 19. yüzyılın ilk yarısından itibaren aşırı süslü kıyafetleri bırakarak günümüzde bile hala geçerliliğini koruyan takım elbise anlayışını benimseyen erkek modasının süsü püsü elden bırakmadığı tek alan ise askeri üniformalar oldu. Bu son derece eril dünyada; savaş alanlarında gösterdikleri başarıyı renkli, desenli, sırmalı armalarla etrafındakilerin gözüne batırırcasına dolaşan askerlerin tavus kuşu misali halleri Anna Karenina’da yok. Bunun yerine Durran, 2012-2013 kış modasını takip edercesine yarattığı düz ve sade kesimli paltoları, klasik kesimli beyaz gömlekleri ve gri mavi tonları ile sade birer takım elbise olarak yarattığı subay üniformaları ile filmi izleyen erkeklerin içinde kendilerini hayal edebilecekleri şıklıkta kıyafetler yaratmış. Durran, bu sayede askeri üniformaların gözü yoran şatafatı yerine zevkle izlenecek bir “kostümlü film” yaratmayı başarmış.
» Anna Karenina film sayfası |
|
|
|
Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu |
Köşe Yazıları
Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır
|