|
|
Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz. |
|
Hey Spidey Taytına Ne Olmuş?
|
|
|
|
(Bu yazı yazarın imzasıyla Antrakt Sinema Gazetesi'nin 8-14 Mart 2013 tarihli birinci sayısında yayımlanmıştır.)
Ne sinema denildiğinde ilk anda akla moda ne de moda denildiğinde ilk anda akla sinema gelir fakat aralarındaki sıkı fıkı ilişkinin inkar edilmesi de mümkün değildir. 1934 yapımı It Happened One Night-Bir Gecede Oldu’da Clark Gable’ın gömleğinin içine atlet giymemesi Amerika’daki iç çamaşırı satışlarını bir anda sıfırladığında, sinemanın sadece bir sanat, bir eğlence ya da bir propaganda aracı olmaktan çok öte top yekün bir endüstri olduğu; etkisinin hiç tahmin edilmeyecek alanlara ulaştığını da söylemek kolaylıkla mümkün olmuştu. İki sektörün birbirine göbek bağı ile bağlı olmaları bir yana bir de kostüm tasarımının filmin anlatısındaki büyük rolünden bahsetmek de dikkat edilmesi gereken bir unsurdur. Amerikan Sineması’nın ilk büyük yönetmeni ve yapımcısı, Hollywood kodlarını icat eden “anlatı sinemasının babası” David Wark Griffith’in ünlü başrol oyuncusu Lilian Gish, 1915 yapımı “The Birth of a Nation-Bir Ulusun Doğuşu”nda bu Hollywood’un ilk “üstün yapım” filmindeki tüm kıyafetlerinin sevgili annesinin maharetli ellerinden çıktığını söylerken; Hollywood’un emekleme döneminde kostüm tasarımının bizim Yeşilçam’daki “Türkan Hanım eğer varsa bir adet topuklu terlik, bir beyaz bluz ve bir siyah eteği kendisi tedarik edecektir” notlarından öteye gitmediğini bize iletir. Fakat Griffith bir sonraki filmi 1916 yapımı “Intolerance” için büyük bir kostümcü grubunu filmin kadrosuna ilk defa katar ve kostüm departmanı Hollywood stüdyolarının vazgeçilmezi haline gelir. Uzun yıllar kostümcüler sadece filmlerin sanat yönetiminde söz sahibi olmazlar aynı zamanda yaratılan yıldızların kimliğini, görüntüsünü belirlemede prodüktörler kadar etkin bir şekilde rol alırlar. Ne yazık ki filmlerin ne kostüm tasarımcılarının ismini biliriz ne de sanat yönetmenlerinin. Hatta uzun yıllar filmleri sadece başrol oyuncularının kim oldukları doğrultusunda tercih ettik. Fakat o oyuncuları kaba çıplak oyunculukları ile değil, tamamen baştan yaratılan görüntüleri ile sevdiğimizi, inandırıcı bulduğumuzu ve beğendiğimizi yine yıllar yılı çok az düşündük. Moda ve sinema ilişkisinden bahsederken sadece birbirini destekleyen ve besleyen iki sektörden söz etmek; “Oscar Töreninde Angelina Jolie’nin giydiği Chanel kıyafet olay oldu” demekten öte, kostüm tasarımının filmin gramerinin en önemli parçalarından biri olduğunu ve kostümün bir moda tasarımından öte bir mimari eser olarak ele alınması gerektiğinden bahsetmekteyim. Kostüm de, aynı bir binanın kullanımı doğrultusunda tasarlanması gerekliliği gibi karakterin ne yiyip ne içtiğinden, nerede yaşadığına, neleri sevip sevmediğinden hangi “süper güçlere” sahip olduğuna kadar değerlendirilerek yaratılmalıdır. Öyle ya, birbirinden devasa gökdelenlerin arasında ağını atarak seken Örümcek Adam’ın taytının bir anda sökülüvermesini hangi Peter Parker hayranı görmek ister ki?
|
|
|
|
Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu |
Köşe Yazıları
Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır
|