|
|
Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz. |

|
And the winner is...
|
|
|
|
‘OSCAR Törenlerinin artık eski tadı yok!’ her yılın şubat sonu mart başı en çok yapılan ‘geyiği’nin başlangıç cümlesi halini aldı fakat ne kadar da doğru bir yargı. Aday listeleri açıklanır açıklanmaz kimin kazanacağının tahmin edilebildiği ve en acısı da tahminlerin %90 doğru çıktığı sürpriz barındırmayan törenler halini aldı OSCAR’lar. En nihayetinde Amerikan sinema endüstrisini dünya çapında kalkındıran bir şov olarak hala büyük ilgi görmesi ve kazananlara hala prestij getirmesi ise oldukça anlaşılır bir durum. Fakat öte yandan OSCAR’larda sadece sinema sektörü kendi içerisinde ciddi bir mücadele vermiyor. Bir başka sektör de aynı alanda kendini ispat ve prestij kazanma çabası gösteriyor Akademi ödül törenleri boyunca. Kırmızı halı seremonisi boyunca boy gösteren kıyafetler ödül alan, almayan tüm ünlü oyuncuları bir başka alanda da ‘görünür’ kılıyor, ‘rezil de vezir de ediyor’.
‘Angelina Jolie’s Leg’ Vakıası...
2012 akademi ödülleri açısından ne sadece eli kolu ödüllerle Fransa’ya dönen ‘The Artist’ ekibinin ne de 3. OSCAR heykelciğini kazanan Meryl Streep’in yılı oldu diyebiliriz. Kırmızı halı seramonisi Angelina Jolie’nin Versace Couture siyah kadife elbisesinden bilinçli bir şekilde çıkardığı sağ bacağının fotoğrafları ile hatırlanır oldu. Öte yandan ‘Mrs. Pitt’in yarattığı sansasyon bir yana, Gwenth Paltrow her zamanki stili ile sade ama göz alıcı beyaz Tom Ford kıyafeti ile Jolie’yi; güzel sağ bacağına rağmen şıklıkta geçti. ‘A Week With Marilyn’ ile ilk OSCAR adaylığını kazanan ve aslında Streep kadar da güçlü bir aday olarak görülen Michelle Williams’ın Louis Vuitton elbisesi ise kırmızılar içerisinde birinci sayılırken; bir yıl öncesinin OSCAR galibi Nathalie Portman’ın vintage Christian Dior kıyafeti, 1954 Bahar sezonuna ait bir tasarımın replikası olarak güzel yıldıza pek yakıştırılmasa da ilgi çekici ve cesur bir yaklaşım olarak saygı gördü. Benim favorim ise Amerika’nın ‘ejderha dövmeli kızı’ Rooney Mara’nın gotik stiline de çok yakışan beyaz Givenchy kıyafeti oldu. Kömür rengi saçları ve kırmızı ruju ile sert bir imaj çizen Mara’yı bu bembeyaz, sade, modern kesimlerine rağmen oldukça romantik tasarım daha dengeli ve göz yormayan bir havaya büründürmüştü.
Fifty Shades of Grey
2013 ise tahmin edilebilir OSCAR adayları ve sonuçları kadar sönük bir kırmızı halı seremonisine sahne oldu. Senenin modası olduğuna töreni izlerken vakıf olduğum gri pullu dar gece elbiselerine rağbet eden onlarca yıldız nedeniyle bu sene Dolby Tiyatrosu ‘balık hali’ne dönmüştü. Güzellikleri kadar moda zevkleri ile her daim ön planda olan Nicole Kidman, Naomi Watts, Sandra Bullock ve Halle Berry gibi yıldızlar adeta ‘Grinin Elli Tonu’ romanında etkilenmişçesine boz renkli kıyafetlere bürünmüşlerdi. Öte yandan en iyi kadın oyuncu ödülünü alan Jennifer Lawrence’ın yere kapaklanmasına sebep olan lahana etekleri kadar en iyi yardımcı kadın oyuncu OSCAR’ı alan Anne Hathaway’in üstüne oturmayan kötü kuplu Prada elbisesi de tarihe yanlış seçimler olarak geçecek. Oysa Lawrence’ın yükselişi, 2011 OSCAR töreninde giydiği şahane kırmızı Calvin Klein elbisesi ile başlamıştı desek abartmış olmayız. Daha önce söylediğimiz gibi kırmızı halı törenleri Hollywood gibi bir endüstri içerisinde prim yapabileceklerin daha görünür kılınabildiği, desteğini moda sektöründen alan bir başka şov, hatta dünyanın en büyük moda şovu, ‘cat walk’u diyebiliriz. Fakat 2013 yılının Kırmızı Halı seramonisinin moda OSCAR’ı şaşırtıcı bir şekilde, daha hiç Akademi ödüllerine aday olamamış bir yıldıza gitti; hangi rengin moda olduğuna ehemmiyet vermeden klasikleşmiş Valentino kırmızısı ile boy gösteren Jennifer Aniston’a... |
|
|
|
Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu |
Köşe Yazıları
Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır
|