Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

Vampir filminde nasıl giyinilir?

Nilay Ulusoy  Yazıları

2 Nisan günü kaybettiğimiz İspanyol kült film yönetmeni Jesus Franco’nun anısına vampir filmlerine özgü giysi kodlarından bahsetmek doğru olur diye düşünüyorum. Her türün kendine has bir stili var, bunu hepimiz biliyoruz ama son dönem vampir filmlerinin neredeyse sinema tarihi kadar eski “kan içici” hikayelerden biraz daha farklı olduğunu söylemeliyim. Kendisi de kesinlikle yakışıklı bir ağabeyimizdi fakat Bela Lugosi’nin, Robert Pattinson’dan ilk başta hal ve tavır açısından farklı olduğunu söylemem lazım geliyor. 19. yüzyılın yükselen burjuvazisinin, hala tek dişi kalmış olsa da bir canavar olarak görmeye devam ettiği aristokrasiye bir darbe daha vurmak için biçimlendirdiği kana susamış kont; elbette solgun suratı, feri kaçmış gözleri ile “abi dün akşam bir içtik”le başlayan bir diyaloğa girecekmiş gibi duran yeni yetme vampirimizden daha ciddi, daha karanlık ve daha saygın bir stil geliştirmiştir. Fakat önünde sonunda kabul etmemiz lazım geliyor ki, her vampir filminin bir ritüeli, bir giysi kodu mutlaka vardır.

Siyah bir pelerine kurban olma hali

Vampir filmlerinde izleyici ilk bakışta kurbanı, katili, masumu anlamalıdır. Gizemin ve sırrın filmin en sonunda çözüldüğü polisiye gerilimlerden farklı olarak, izleyicide tansiyon filmin ilk başından itibaren kana susamış katilin kurbanlarını birbiri ardına avlaması ile sağlanır. Bu nedenle vampir filmlerinde kostümler çok önemli bir anlatım unsuru olarak ortaya çıkarlar. Nefret edildiği kadar çekici de bulunan ilginç bir kahraman olan vampirlerin kan kırmızısı ve kanı en çok gösteren renk beyazın kullanıldığı kostümlerinin olmazsa olmazı ise siyah renktir. Karanlıklar kontuna yakışan siyahın uzun bir pelerin olarak Lugosi’nin boynundan yerlere kadar uzandığı ilk film, 1931 yapımı aynı zamanda ilk Hollywood vampir filmi olan Tod Browning’in Dracula’sıdır. Bela Lugosi’nin ağır, yavaş ve korku uyandıran hareketlerini destekleyen uzun pelerininin en önemli işlevi kan emme sahnelerini bir perde gibi kapatması ve izleyenin midesini bulandırmadan korkuya ve dehşete düşürmesidir. Siyah pelerin artık sadece zengin beylerin kıyafet detayı olmaktan öte sonsuz bir yaşamın da sembolü haline gelmiştir. İrlanda’lı gotik hikaye yazarı Bram Stoker’ın en ünlü eseri olan Dracula’nın ilk versiyonu olan F.W. Murneau’nun 1922 yapımı Nosferatu’sundaki sivri dişli, bıçak tırnaklı kan emici görünümünden farklı olarak imajı ince bir şekilde tasarlanan Lugosi’nin beyaz gömleği, papyonu ve cebine taktığı mendiline zıt bir şekilde giydiği iyi kesimli siyah frak takımı oldukça elegan, titiz ve saygı uyandırıcıydı.

Erkek vampirlerin tehlikeli bir çekicilikle tasvir edilmesinden çok önce daha 1910’larda ise Fransız Sineması’nın harika çocuğu Louis Feuillade, korku serisi “Les Vampires”de sinema tarihinin ilk “femme fatale”ı Musidore’u siyah kedi kıyafeti ile baştan çıkarıcı ve tehlikeli bir şekilde sunar izleyicisine. Musidore’un torunları ise 1970’lerde aralarında Jesus Franco’nun da bulunduğu pek çok sinemacının filmlerinde tekrar karşımıza çıkarlar. Franco’nun İstanbul’da çektiği ünlü “Vampyros Lesbos” ya da yine bir İspanyol yönetmen olan Jose Ramon Larraz’ın 1974 yapımı “Vampyrs” filmlerinde olduğu gibi biri sarışın biri esmer acımasız ölüm makinaları güzellerin tuzağa düşürdüğü erkekleri biraz acımayla biraz gıptayla izler seyirci. Kırmızı siyah satenlerle sarmalanmış yarı çıplak vücutları, kan rengi dudakları ile seks ve ölüm makinası görünümündeki bu genç vampirlere asaletlerini “Les Levres Rouges” da Delphine Seyrig tekrar kazandırır. 16. yüzyılın seri katili Elizabeth de Bathory'yi siyah topuklu çizmeleri, vücuduna yapışan gece kıyafetleri, altın rengi dalgalı topuz saçları, kürk yakalı ceketleri ile tasvir eden Seyrig’in vakur duruşu ve hülyalı gözleri karşımıza uzun ve bedbaht hayatında bir dost arayan yalnız bir kadın çıkarır. Seyrig’in alımlı ve şık görüntüsünün bir üst noktası ise The Hunger’daki (1983) Catherine Deneuve’ün Miriam karakteridir.  Bir vampir filmi olduğu kadar, 80’lerin lüks moda anlayışını sergileyen estetik bir kurgu olarak da sayılabilecek The Hunger’da Deneuve; siyah şapka, siyah aksesuarlar, siyah dekolte kıyafetler, inciler, elmaslar ile antikalarla dolu bir evde yaşayan ve her gerçek vampirin sahip olması gereken ağır bir aksanla İngilizce konuşan çok çekici bir dişi olarak karşımıza çıkar.

Karşısında oturuşunu düzelteceğin, “sizli bizli” hitaplara geçeceğin ciddi vampir imajını 90’lar tekrar yerle bir eder. 1992 yılında Francis Ford Coppola’nın Bram Stoker’s Dracula’sında Gary Oldman; 19. Yüzyılın Dandy modasını çağrıştıran mavi yuvarlak gözlükleri, kırmızı kadife eldivenleri, mor saten takımları ile birazdan Oscar Wilde ile “gentlemen’s club”da puro içmeye gidecekmiş gibi tasvir edilir. Çok sempatik, çok çekici ve çok seksi bu vampire rakip, Ann Rice’ın aynı adlı romanından uyarlanan Vampirle Görüşme’de 1990’ların en star iki erkek oyuncusu Tom Cruise ve Brad Pitt çıkar. Pudraya bulanmış beyaz tenleri ve açık yeşil gözleri dışında uzun ve bakımlı saçları, renkli parlak takımları ile daha çok Duran Duran ya da Spandau Ballet gibi gruplara yeni eleman olarak katılacakmış gibi duran ikilinin, 2000’lerin en çok beğenilen film karakteri Edward Cullen’ın ataları olduğu söylenebilir. Elbette Edward’ın hitap ettiği hedef kitlenin yaşı gereği ciddiyet taşıyan takımlar yerine, Calvin Klein’ın yeni sezon jean mankeni havasında jöleli saçlarıyla etrafa somurtuk bakışlar atması şaşırtıcı gelmemeli. Benim esas merakım bu çekici ölüler karşısında yeni nesillerin aşkı ve sevgiyi nasıl rasyonel bir şekilde tasvir edebilecekleri konusunda ortaya çıkıyor. Zira genç bir kız için kalbi atan, vücut sıcaklığı 37 derece civarında bulunan herhangi bir erkekten hoşlanmasının tek yolu; bu şanslı gencin dolunayda vücudunun kıllarla kaplanarak kendini dağa bayıra vurmasında yatıyor. 

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları

Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır