|
|
Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz. |

|
Monroe bir yıldız olarak doğmuştu
|
|
|
|
Pera Müzesinde daha yeni sonlanan Nikolas Muray sergisi, 1930lardan 1970lere Amerikada reklamcılığın görsel gelişimi üzerine bir Brezilya dizisinden farkı kalmayan Mad Menden çok daha sağlam bir kaynak olarak beni etkiledi. Portre fotoğrafı çekmenin benim için ayrı bir büyüsü vardır, çünkü iyi bir portre fotoğrafı aslında kendini ne olarak görmek istediğini sana sunan fotoğraflardır. Aynı yağlı boya portre resimlerinde olduğu gibi görselleştirdiği kişiyi idealize eden portre fotoğrafları; gerçekliğin mükemmel kopyası olduğu iddiasıyla dünya sahnesine çıkan fotoğrafın aslında çekenin gerçek objeleri kullanarak yarattığı hayal dünyası, tahayyülü ve vizyonu olduğunu ispatlamıştı. Nikolas Muray ise bir reklam fotoğrafçısı olarak kullandığı objeyi, satacağı ürünün imajına göre idealize ederek sunmayı ilk keşfedenlerdendi. ''Hayal ettiğiniz her ne varsa fotoğrafını çekeriz biz, üstelik hepsini bir işgününde!'' sloganıyla dünyanın en çok hayal edilen Hollywood yıldızlarını da çeken Muraynin sergisinde gezerken karşıma çıkan Marilyn Monroeyu bir efsane haline getiren tüm Hollywood menajerleri, film yapımcıları, yönetmenler kadar Muray gibi fotoğrafçılar da olmuştu.
Hala Satan Bir İmaj
Monroenun ya da o zamanlarki adıyla Norma Jean Mortersonun ilk menajeri Johnny Hyde ile yarattıkları M.M. imajının bu kadar kült olacağını ilk başta düşünmediklerine eminim. Fakat çene ve burun estetiği ile mükemmelleşen yüzüne en son dokunuşu platin sarısı saçlarıyla yapmasını Hyde önermişti. Peroksit amonyak bileşimi ile acı içerisinde yanan saç derisine rağmen saçlarını uzun süre kendisi boyayan Monroe, makyaj stilini de yine kendisi geliştirmişti. Pudra ve gliserin karışımı ile yüzündeki ufak tefek kusurları örten güzel yıldızın, gliserinle beslenen ayva tüyleri fotoğraf flaşları ile çok sevdiği pırlantalar kadar parlayan bir cilt kazandırmıştı Monroeya. Böylece ideal bir Hollywood yıldızı olabilecek fotojeniye sahip olan Marilyn, kısa bir süre önce ölen ilk platin sarışın Jean Harlowun yerini doldurabilecekti. Monroenun platin saçları ve ikonik makyajı kadar üstüne yapıştırılan çocuk akıllı, çocuk sesli, korunmaya muhtaç seks bombası imajını destekleyen kıyafetleri ise döneminin en ünlü stüdyo tasarımcılarından William Travilla ve ünlü İtalyan modacılar Oleg Cassini, Emilio Pucci tarafından yaratılmıştı. Kum saati görüntüsündeki gerçek 90-60-90 ölçülerine sahip vücudunu doğrudan saran elbiselerinde ağırlıklı kullanılan pembe tonları, fuşyalar ve kırık beyazlar onu en çok taklit edilen moda ikonlarından biri yaptı. Ölümünün üzerinden yarım asırdan fazla bir süre geçtiği halde hala en çok arzulanan kadınların başını çekiyorsa bunu Monroenun sadece iyi pazarlanan ve planlanan imajına değil, kendine münhasır güzelliğine, tüm makyaja ve diğer kozmetik uygulamalara rağmen içinden, bakışından gelen doğallığa bağlamak gerekir. Evet gerçekten de bazı insanlar yıldız olarak doğuyor
|
|
|
|
Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu |
Köşe Yazıları
Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır
|