Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

Prada herkese yakışır

Nilay Ulusoy  Yazıları

Moda Filmleri Günü İstanbul

27 Nisan 2013 Cumartesi günü, Salt Galata’nın oditoryumunda ilk defa düzenlenen Moda Filmleri Günü İstanbul etkinliği, 2013 yazının aslında ilk gününde oldukça yoğun bir katılımcı grubunu yaklaşık dört saat yeni bir tür olarak ses getiren moda filmleri izlemek için bir araya getirdi. Saat 12.00’de başlayan ilk sette, 2013 New York Fashion Film Festivali’nden seçilen filmler izleyenlere sunuldu. Steven Meisel’den Pierre Debusschere’e kadar pek çok ünlü ismin göze çarptığı seçkinin süprizi ise Prada için çektiği A Therapy isimli filmle karşımıza çıkan Roman Polanski idi. A Theraphy, Helena Bonham Carter’ın canlandırdığı sorunlu ve şımarık zengin hastasına terapi uygulayan psikiyatrist Ben Kingsley’in, Carter’ın Prada kürküne gözünün takılması ile başlayan kısa bir skeç olarak karşımıza çıkıyor. Daldan dala atlayarak rüyalarını anlatan hastasının sıkıcı monoloğundan kopan terapist, gri mavi gövdeli ve kırçıllı gri yakalı şatafatlı kürk mantoyu giyerek kendini aynada izlemeye başlıyor ve film ekranda beliren ‘Prada herkese yakışır’ (Prada suits everyone) mottosu ile son buluyor. Aslında oldukça basit ve sanki tanıdıkmış gibi gelen bir hikayeyi, iki harika oyuncu ile çeken Polanski’nin sadece ismi bile filmin salonda alkış almasına yetti. Prada gibi şık bir markanın; oldukça lüks, frapan ama bir o kadar da zevksiz sayılabilecek bir mantoyu, şakayla karışık bir erkeğin üzerinde izleyeni gülümsetecek bir şekilde sunarak, kendi haute couture sıfatı ile dalga geçebilmesi açıkçası heyecan vericiydi. Yüksek modanın, zevkli ya da zevksiz olması fark etmeksizin bir anda dünyanın merkezi durumuna gelebileceğini kim yadsıyabilir?

Film gösterimlerinin sonunda gerçekleşen panelde ise moda fotoğrafçısı Koray Birand, tasarımcı Aslı Filinta ve reklam yönetmeni Özer Feyzioğlu, New York School of Visual Arts’dan Stephen Frailey’nin moderatörlüğünde moda filminin ne olduğu ve nasıl olması gerektiği konusunu tartıştılar. Sanatı içinde barındıran her anlatının tanımlanmasının zorluğu panele katılanları da bu iki soruyu cevaplarken sıkıntıya soktu. Sadece kıyafeti ya da giyim markasını tanıtan bir filmin, moda filminden çok bir reklam filmi sayılabileceği ilk akla gelen sıkıntıydı yapılabilecek tanımlamada. Öte yandan film sadece estetik ve hissiyatla sınırlı da olamazdı, çünkü bir markanın imajını da pazarlamak zorundaydı. Söz konusu kafa karışıklığından söyleşi tabi ki Türkiye’nin moda filmi alanındaki pozisyonuna da geldi. Yerli moda filmlerinin New York Fashion Film Festivali’ndeki örneklere göre sönük kalmasının sebebini parasızlığa ve “tesis yok”a bağlanmaması benim için söyleşinin en makul kısmıydı. Moda ve sinema gibi tanımı herkes tarafından farklı şekilde yapılabilecek, hem bir endüstri kolu olan hem de içinde büyük oranda sanatı barındıran iki olguyu bir araya getiren moda filminin bir iki cümle ile tanımlanabilmesinin mümkün olmadığına ben de katılıyorum. Fakat yaratıcılığın para ya da teknolojik imkanlar ile sınırlı olmadığını da düşünürsek; Polanski’nin filmini ayrıcalıklı kılanın ne Prada kürk, ne ünlü oyuncular ne de pahalı prodüksiyon olmadığını da tahmin etmemiz güç olmayacaktır. Filmi izlemek isteyenler için adres:  http://www.youtube.com/watch?v=o-pF8rKZ37c - www.ffdistanbul.com

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları

Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır