Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

Cannes’ın kazananları: Balan ve Kawase

Nilay Ulusoy  Yazıları

 66. CANNES Film Festivali’nin ödülleri geçtiğimiz hafta sahiplerini buldu. OSCAR törenleri kadar bıktırırcasına gösteri dolu, sunucuların ve ödül alanların “esprileri” ile uzadıkça uzayan bir tören olmadığı için, rahatça izlendi, tadında bitirildi. Üstüne üstlük kırmızı halısı, OSCAR törenlerinin artık risk almayan, sıkıcı moda anlayışını öteleyen daha cesur tasarımlarla doluydu.

Erkek modası için daha önceleri de bahsettiğim üzere smokin zorunluluğu olduğu sürece oynama yapmak zaten güçtür ve komik duruma düşmek de fazlasıyla mümkündür. Orlando Bloom’un Zulu’nun galasında laciverdi seçmesi ise bir nebze siyah smokin enflasyonuna hareketlilik kazandırdı. Her ödül töreni sonrası varılan yargı yine tekrarlandı: Erkeklere smokin yakışıyor.

Kadınların kıyafetleri ise tabi ki daha ilgi çekiciydi. Ödül vermek üzere sahneye çıkan Letitia Casta ve Uma Thurman’ın, İzmir Enternasyonal Fuarı Mogambo Gazinosu assolisti kostümleri için söylenecek sözüm yok. Benim daha çok ilgimi çeken “Grand Jury”nin kadın üyelerinin kıyafetleri oldu. Beyaz teni, beyaz elbisesi, açık sarı saçları, “şeffaf” görünümü ile Hollywood’un klasik dönemindeki yıldızları andıran Nicole Kidman, tüm ihtişamına rağmen merak uyandırmıyordu. Kevin Hakkında Konuşmalıyız adlı filmin İskoç asıllı yönetmeni Lynne Ramsey’in, “Great Gatsby-1920”ler temalı kıyafeti, belki kendisini daha yaşlı ve kilolu göstermişti, fakat hem CANNES Film Festivali’ni, hem de ödül törenini aslında büyük bir sahne şovu olarak ele almamız gerektiğini de “kostümü” esprili bir şekilde yansıtıyordu. Japon yönetmen Naomi Kawase ve Hintli oyuncu Vidya Balan’ın kıyafetleri ise hayranlık uyandırıcıydı. Kawase’nin pembe kimonosunun altına giydiği bej tokyoları ve aynı renk clutch’ı çok zarif ve güzeldi. Buna karşılık saçlarını çubuklarla tutturmasına rağmen atkuyruğu yapmayı tercih ederek stiline tahminimce kendi dokunuşunu katmıştı. Öte yandan Kawase’nin oldukça geleneksel kimonosunun yanı sıra Balan’ın modernize edilmiş “Sari”si sanırım gecenin en öne çıkan kıyafeti oldu. Tabiri caizse transparanın, dekoltenin, yırtmacın havada uçuştuğu CANNES Film Festivali galalarının ardından, Balan kol uçları ve bebe yakası altın işlemeli siyah bluzu, bej uzun eteği, altın işlemeli siyah çantası ve yine altın pullu şalı ile diğer tüm konuklardan daha ihtişamlı ve cazibeliydi. Eğer “Batılı” değilsen, geleneksel kıyafet ile hem kültürünü hem de kendini temsil etmenin kolaya kaçmak olduğunu düşünmüyorum. Modanın insan ruhunu yansıtan estetik kıstasların bir yansıması olduğu görüşüyle Balan ve Kawase’nin unutulmuş ya da köhnemiş bir gelenek olarak görülen geleneksel kıyafetlere inatla bürünmesinin, “ülke, kültür, milliyet” temsilinden çok öte; binyılların ruhunu, sanatını, görsel zevkini hatırlatan akıllıca bir taktik olduğu kanaatindeyim.

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları

Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır