Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

La Mode de Chapul

Nilay Ulusoy  Yazıları

Böyle hareketli günler yaşarken insanın içinden ne yazı yazmak geliyor açıkçası ne de modadan bahsetmek. Türkiye tarihinde bir ilkin gerçekleştiği, 27 Mayıs 2013’de Taksim’deki tek yeşil alan olarak kalan Gezi Parkı’nın “cebren ve hile ile” bir AVM’ye dönüştürülmesine karşı çıkan gençlerin pasif direnişinin, bir halk hareketine dönüşmesi açıkçası neredeyse bir gecede oldu. Gezi Direnişi’nin modası malum, bu yazının yazıldığı dokuzuncu gününde de durulmayan gaz bombalarından korunmak için ilk günlerde takılan ameliyat ya da toza karşı inşaatlarda çalışanların taktığı maskeler, tam teşekküllü gaz maskelerine dönüştü. Katılanların din, dil, ideoloji, ırk, sınıf çatışmasına düşmeden şekillendiği Direniş’te gözleri korumak için kullanılan gözlükler; aynalı camlı kayak gözlüklerinden, gezi parkının kapısında satılan 7 liralık lastik deniz gözlüğüne kadar geniş bir yelpazeyi barındırıyor. Renkli, janjanlı bisiklet ve motor kasklarından baretlere, her türlü başlık alanları süslemekte. Kıyafetler ise malum kadınlarda kırmızı karpuz kollu robadan bollaşan ya da siyah askılı penye elbiseler en revaçta olanları. Biber gazı püskürten polislerden, tazyikli su püskürten TOMA’lardan korkmamayı ve yılmamayı bizden sonraki kuşaklara aktaracak birer sembol olarak tarihe yazılacaklar. Erkeklerde ise Sarı Kırmızı ve Sarı Lacivert renkli taraftar formalarından tutun da her nevi lise formasına kadar pek çok renk ve stil hakim direnişte; fakat Siyah Beyaz renkli BJK formaları, Gezi Direnişi’nin tartışmasız en favori giyeceği oldu, Çarşı grubuna buradan selam olsun! Sırt çantaları tabi ki önemli bir aksesuar oldu. Su, limon, sirke, süt ya da Talcid’li su püskürten spreyler kadar direnişçilerin molalarda okudukları kitaplarını da barındıran bu çantaların yanı sıra, önemli aksesuarlar tencere, tava, kaşık üçlüsüdür diyebilirim. Her ne bahanesi olursa olsun evde Direniş’e katılmak zorunda kalanların her akşam saat 21.00 itibariyle camlarından, pencerelerinden “aynı hava”yı çaldıkları bu basit mutfak aletleri artık asla sadece basit birer mutfak aleti olarak anılmayacaklar. Öte yandan daha önce Direnişçi’lerin ellerinden çoğu zaman düşürmedikleri Starbucks karton kahve bardaklarının uzun bir süre ortalıklarda gözükmeyeceğini düşünmekteyim. Her halk hareketinin kendi kahramanlarını, sembollerini yarattığı doğrudur. Gezi Direnişi’ninkiler saymakla bitmez. Neredeyse tüm ana akım medyanın günlerce sustuğu ve bu aymazlıklarına zavallı masum penguenleri alet ettiklerini de gözlerimizle gördük. Bu “gaflet ve dalalet” ortamında Bloomberg Televizyonu’nun belki de tek izlenen programı olan ve ekranları dolduran “genel kültürü kıt” bilgi yarışmalarının yanında izleyiciye 1980’li yılların “Bir Kelime Bir İşlem” yarışması doyumunu verebilen Ali İhsan Varol’un “Kelime Oyunu”; 03 Haziran tarihli yayını ile ismini Türk yayıncılık tarihine altın harflerle yazdırdı. Direniş’in “en moda televizyon programı” olan Kelime Oyunu, kalemin kılıçtan üstün olduğunu bize tekrar hatırlatırken yüzümüzden tebessümün, kalbimizden umudun, aklımızdan barışın ve hoşgörünün asla tükenmemesi gerektiğini bize bir kez daha hatırlattı.

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları

Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır