|
|
Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz. |
|
Kara film modası
|
|
|
|
1940’lı yılların Hollywood Tür Sineması’na damga vuran Kara Filmler (Film Noir) oldukça estetik bir anlatım sergileyen suç ve polisiye filmleriydiler. 1940 yılında John Huston’ın çektiği Malta Şahini-Maltese Falcon ile başlayan klasik kara film anlatısı; 1950’lerin ortasına kadar Amerikan Sineması’nda süreklilik içerisinde devam etti. İnsanı pek çok değerini kaybetmiş ve topluma yabancılaşmış erkek dedektif karakterinin etrafında dönen maceraların başlangıcı; ona baştan çıkarıcı bir “öldüren kadın-femme fatale”’ tarafından ilk başta oldukça basit görünen bir iş teklif edilmesiyle gerçekleşir. Genç ve güzel kadının cazibesine kapılan dedektifimiz kısa bir süre sonra sırf para kazanmak için kabul ettiği işin aslında oldukça tehlikeli bir macera olduğunu fark eder ve hayatını kurtarmak için canla başla mücadeleye girişir.
Noir’ların yukarıda oldukça basit görülen konularını zenginleştiren ve günümüzde dahi her ülke sinemasında farklı şekilde kendini gösteren sıkı bir estetiği vardır. Uzun gölgeli aydınlatma, anlatıda sürekli geri dönüşler (flashbacks) ve dar çekim açıları, bolca kullanılan yakın plan çekimler; stilize kostüm kullanımı ile desteklenir. Erkeklerde fötr şapka, yüksek belli, bol paçalı pantolonlar, geniş vatkalı ve geniş yakalı ceketler ile Noir kostümün olmazsa olmazı trençkot pardesüler 1940’lı yılların modasını yansıtmaktadır. Kara filmlerde kıyafet üzerinden görsel anlatım o kadar güçlüdür ki, filmin kötü adamı ile iyi adamını giysilerinden ayırt etmek oldukça kolaydır. Kötüler II. Dünya Savaşı sırasında ancak haksız yollardan kazanılabilecek bir servete sahip olduklarını aşırı şık ve elegan beyaz yelekli smokinler giyerek, papyon, beyaz mendil ve yaka çiçeği takarak tek düze kıyafetleri ile orta ya da alt sınıftan geldiğini belli eden dedektifin düşmanı olarak kendilerini belli ederler. Hele ki genellikle Nazi Almanya’sından kaçan göçmen oyuncuların aksanlı İngilizceleri ile canlandırdıkları bu karakterler; filmin izleyicisi olarak dedektif ile özdeşleşen Amerikalılar için çok lüks ve özenli kıyafetleri ile de garipliğin, yabancılığın ve içten pazarlıklı olma durumunun birer yansıması olarak kötülüğün en doğrudan sembolleri olarak karşımıza çıkarlar.
|
|
|
|
Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu |
Köşe Yazıları
Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır
|