|
Eylül 2014 sonuna kadar seçerek Los Angeles’taki OSCAR seçmelerine yollayacağımız yirmi birinci film için dört güçlü aday var; bu filmler, Nuri Bilge Ceylan’dan “Kış Uykusu”, Levent Semerci’den “Ayhan Hanım”, Reha Erdem’den “Şarkı Söyleyen Kadınlar” ve Onur Ünlü’nün çekimlerini sürdürdüğü “İtirazım Var.”
OSCAR ödülü seçmelerine bugüne kadar yirmi film yolladık ve bunlar adaylık elde edemeden geri döndü. Bir tek, Nuri Bilge Ceylan’dan ”Üç Maymun” OSCAR ödüllerinde dokuz filmlik kısa listeye seçilme başarısını kazandı; bu da OSCAR adaylığı anlamına gelmiyor.
“Kış Uykusu”nun Cannes Film Festivali büyük ödülü Altın Palmiye için adaylığının Nisan 2014’te açıklanması beklenirken, bu dört filmden hangisinin OSCAR seçmelerine gönderileceğine yine sektör temsilcilerinden oluşturulacak bir kurul karar verecek.
OSCAR ödülü seçmeleri için Los Angeles’a yolladığımız ve elenen yirmi film
1964: “Susuz Yaz”/Yönetmen: Metin Erksan
1989: “Uçurtmayı Vurmasınlar”/Yönetmen: Tunç Başaran
1992: “Piano Piano Bacaksız”/ Yönetmen: Tunç Başaran
1993: “Mavi Sürgün”/ Yönetmen:Erden Kıral
1994: “Manisa Tarzanı”/ Yönetmen: Orhan Oğuz
1997: “Eşkıya”/ Yönetmen: Yavuz Turgul
1999: “Salkım Hanımın Taneleri”/Yönetmen: Tomris Giritlioğlu
2000: “Kaç Para Kaç”/Yönetmen: Reha Erdem
2001: ”Büyük Adam Küçük Aşk”/Yönetmen: Handan İpekçi
2002: “Dokuz”/Yönetmen: Ümit Ünal
2003: “Uzak”/Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan
2005: “Gönül Yarası”/Yönetmen: Yavuz Turgul
2006: “Dondurmam Gaymak”/Yönetmen: Yüksel Aksu
2007: “Takva”/Yönetmen: Özer Kızıltan
2008: “Üç Maymun”/Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan
2009: “Güneşi Gördüm”/Yönetmen: Mahsun Kırmızıgül
2010: “Bal”/Yönetmen: Semih Kaplanoğlu
2011: “Bir Zamanlar Anadolu’da”/Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan
2012: “Ateşin Düştüğü Yer”/Yönetmen: İsmail Güneş
2013: “Kelebeğin Rüyası”/Yönetmen: Yılmaz Erdoğan
* “Ayhan Hanım” Çok Sevilen Bir Anneye Derin Özlemi Beyazperdeye Yansıtacak!
*Türkiye Sinemalarında 2 Milyon 436 Bin Kişi Tarafından Seyredilen “Nefes: Vatan Sağolsun”un Yönetmeni Levent Semerci’nin Yeni Filmi “Ayhan Hanım” İçin Duyurulan İlk Gösterim Tarihi 2011’di…”Ayhan Hanım” Üç Yıl Rötarla Gösterime Çıkacak!
*Ayhan Hanım Rolünü “Adını Feriha Koydum” ve “Muhteşem Yüzyıl”la Tanınan Vahide Perçin Üstlendi.
*Levent Semerci’nin “Amarcord”u (Fellini’nin “Anımsıyorum”una bir gönderme) “Ayhan Hanım” 12 Eylül 1980 Darbesinin Şiddetini Olduğu Gibi Yansıtıyor
*Merakla Beklenen “Ayhan Hanım”ın Yönetmeninin Babası Dersim Katliamından Canını Zor Kurtarmıştı
“Nefes: Vatan Sağolsun” adlı filmi (maliyeti iki milyon doları bulmuştu) Türkiye sinemalarında 2 milyon 436 bin kişi tarafından seyredilen yönetmen Levent Semerci’nin yeni filmi “Ayhan Hanım” çok yakında gün ışığına çıkacak.
2011’de birbuçuk milyon dolarlık bir bütçeyle çekimlerine başlanan film Levent Semerci ve onun gazeteci ağabeyi Yavuz Semerci’nin rahmetli annesinin kısa ömründen bir kesiti Levent Semerci’nin gözünden anlatıyor…Bu açıdan “Ayhan Hanım”, Yılmaz Erdoğan’ın “Vizontele” serisi gibi, yönetmeninin anılarından, yaşamından beslenen,hayat bulan bir yapım…“Ayhan Hanım”, bunu yaparken de Türkiye’nin kan gölüne döndüğü 1970’lerin sonunu da beyazperdeye getiriyor.
“Ayhan Hanım” 1990 yılında başlıyor ve geriye dönüşlerle 1 Mayıs 1977’nin karanlık günlerine götürüyor bizi…Levent Semerci, “Ayhan Hanım” senaryosunu yazmadan önce, Türkiye’nin 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’ne sürüklendiği olayları daha iyi anlayabilmek ve filminde daha iyi anlatabilmek için o dönemdeki olayların tanığı yüze yakın kişiyle söyleşiler yaptırdı.
Başlangıçta 2011’de sinemaseverlere sunulacağı duyurulan “Ayhan Hanım”ın seyirciyle buluşmasındaki yaklaşık üç yıllık gecikmeyeyse yönetmenin kusursuzluğu arayan tavrı(inanılmaz titizliği) yanı sıra, “Ayhan Hanım” rolündeki Vahide (“Adını Feriha Koydum” ve “Muhteşem Yüzyıl”) Gördüm/Perçin’in göğüs kanseri tedavisi için çekimlere ara verilmesi neden oldu.
“Ayhan Hanım” filminde dört kardeşten en küçüğü Levent Semerci’yi 29 Mart 1999 doğumlu Akçahan Akça canlandırdı…Akça, “İki Aile” ve “Eyvah Halam” dizilerinde de oynamıştı.
Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in de desteğini kazanan “Ayhan Hanım” için bu şehrin Aşağı Söğütönü Mahallesindeki yirmi bin metrekarelik alana Taksim Meydanı seti oluşturuldu…Film ekibi Eskişehir’deki Eski Otobüs Tamirhanesi’nde de plato kurdu.
“Ayhan Hanım”ın müziklerinde Fırat Yükselir imzası var.
“Ayhan Hanım”ın Konusu:
Şefkat dolu melek gibi bir anne olan Ayhan Hanım (Vahide Gördüm/Perçin canlandırıyor) artık emekli olmuş bir subayla(Selçuk Yöntem canlandırıyor) evlidir.
Ayhan Hanım’ın en büyük hayali oğullarının iyi birer öğrenim görmesi ve birer mutlu aile sahibi olmasıdır.
Türkiye’deki iç savaş ve çalkantı ortamı çiftin dört erkek çocuğundan delikanlılık yaşına gelen üçünün can güvenliğini tehdit ederken, yüzde yüz apolitik bir kadın olan Ayhan Hanım ve eşi bu toplumsal girdaptan çocuklarını korumanın yollarını ararlar…
Yaşanan zincirleme felaketlerden en az zarar, en az ziyanla çıkmak kolay olmayacaktır.
Semerci ailesinin en küçük çocuğu olduğundan Levent Semerci 500 bin kişinin katıldığı, 34 ya da 36 kişinin öldürüldüğü, yüzlerce insanın yaralandığı 1 Mayıs 1977 günü Taksim Meydanı’nda değildi; ancak ağabeyleri o “Kanlı Pazar Günü”nün yakın tanığı oldular.
Vahide Gördüm/Perçin ile Selçuk Yöntem “Ayhan Hanım”da İlk Kez Bir Araya Getirilmedi
Tolga Örnek’in yönettiği “Devrim Arabaları”(2008) Vahide Gördüm ile Selçuk Yöntem’i bir araya getiren ilk film olmuştu.
Levent Semerci’yle, Gazeteci Yavuz Semerci’nin Babası Ahmet Bey Dersim Katliamı’ndan Kurtulan Çocuklardan Biriydi
Levent Semerci “Ayhan Hanım”dan sonra imkan/finans bulabilirse babası Ahmet Semerci ve 1937-1938 Dersim olaylarıyla ilgili bir filme imza atmak istiyor.
Dönemin Tek Parti İktidarı’nın sorumlusu olduğu, 1937’de Dersim Hozat’taki Kürt ve Alevilere yönelik katliamda Semerci kardeşlerin babasının (Ahmet Semerci) tüm ebeveynleri ve ataları askerler tarafından kurşuna dizilerek öldürülmüştü.
Ailesi katledilen, bu korkunç katliamdan ağabeyiyle birlikte canını zor kurtaran çocuk Afyon’lu bir aileye evlatlık verilecek ve yeni ailesinin yanındayken subaylık mesleğini seçecekti.
Yönetmen Mehmet Ali Gündoğdu ve Eren Film Yapımevi 1937-1938 Türkiye’sinin Dersim’inde(Tunceli’sinde) yaşananları olduğu gibi anlatan Bilgesu Erenus’un “Dersim’ 38” adlı senaryosunu beyazperdeye layıkıyla yansıtabilecek parayı, imkanları, ne yazık ki, bir türlü bir araya getiremedi, gereken kadroları, ekipleri kuramadı.
1998’de okuduğum ve hala etkisinde olduğum bu senaryo, Yılmaz Güney’in senaryosu “Yol”un, Meryl Streep’in baş rolünde olduğu “Holocaust”(1978) televizyon dizisinin, “Schindler’in Listesi”nin(1993), Sergio Leone, Sam Peckinpah ve Quentin Tarantino filmlerinin enerjisine, büyüleyiciliğine sahipti.
15 senedir beyazperdeyi aktarılmayı bekleyen bu senaryonun, beyazperdeye yansıması için gereken imkanlara kavuşmasını dilerim.
Bilgesu Erenus’un dediği gibi “Bu senaryo tam anlamıyla insan eliyle yaratılan bir cehennemin tasviri.”
Senaryo yazılırken Adalet Partisi Milletvekili, Dışişleri Bakanı, Çalışma Bakanı, Cumhurbaşkanı Vekili ve Cumhuriyet Senatosu Başkanı olarak görev yapan İhsan Sabri Çağlayangil’in(1908-93) anılarından da(“Kader Bizi Una Değil, Üne İtti; Bilgi Yayınevi) yararlanıldı…İhsan Sabri Çağlayangil’in Dersim tanıklığı çok meşhur…
Senaryonun üst dili Bülent Ecevit'in 1969'da yazdığı “Pülümür'ün Yaşsız Kadını” adlı şiiriyle, Avukat İsmail Metin’in iki ciltlik “Alevilerde Halk Mahkemeleri” kitabından yararlanılarak oluşturuldu.Şiirde olduğu gibi filmde de Dersim mitolojik bir kadın olarak somutlaştırıldı.
Pülümür’ün Yaşsız Kadını / Yazan: Bülent Ecevit
Pülümür’ün bir dağ köyünde gördüm onu
yaşını sordum bir giz gibi güldü
kimi seksen dedi köylülerden kimi yüz
yüzüne baktım bir giz gibi güldü.
Bir asa vardı elinde
bir solmuş krallığın
kadifeden harmanisi üzerinde
bir Hititliydi o, bir Selçukluydu
bir Ermeniydi bir Kürttü
bir Türk
Yaşını sordum bir giz gibi güldü
koluma girdi bir soylu kadınca
tozlu köy yollarında sürüyerek eteğini
beni tek gözlü sarayına götürdü
köy yapısı kulübesinin
Zamanı onda yitirdim ben
yitik zamanlara onda eriştim
en soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayında
bir taç gibi kondu başıma Türkiyeliliğim
Cemal Süreya Dersim Sürgününü Anlatıyor:
Ailesi de Dersim İsyanından sonra Batı Anadolu’ya sürgün edilen Pülümür doğumlu Cemal Süreya (1931-1990) 1938 sürgününü bir şiirinde şöyle anlatmıştı:
“Bizi kamyona doldurdular,
Tüfekli iki erin nezaretinde,
Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular,
Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar,
Tarih öncesi köpekler havlıyordu."
“Ayhan Hanım”ın Yönetmeni Levent Semerci’nin Ağabeyi Yavuz Semerci Babasını Anlatıyor:
“Babama, Alzheimer olmadan önce Dersim'le ilgili ne hatırladığını sorardım. O katliamdan sağ kalanlarla birlikte yük trenlerine bindirilerek Afyon'a gelişlerini hayal meyal hatırladığını söylemişti. Bir keresinde “Tren Eskişehir'de durduğunda, peronda beni yere oturttular. Avucumu açmamı söylediler. Birkaç kuruş toplamıştım. Onunla ekmek almıştık,” demişti.
Ölmek mi kolay, böyle bir yaşamla başa çıkmak mı bilemedim...
Dilenmek zorunda kalanları gördüğümde, hele bir de çocuksa göğsüme bir şey saplanır!”
|