Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

Gözlerimin önünde…

Deniz Yavuz Yazıları

1971, Ankara doğumlu Miraz Bezar'ın ilk filmi Min Dit (Gözlerimin Önünde) Antalya'da festival kapsamında seyirciyle buluştu. Film, festivalin başlamasından bir ay kadar önce kendini fark ettirerek haber bültenlerine, gazetelere çıkmayı başardı. Ne de olsa bir ilk olacaktı. İlk kez dili Kürtçe olan bir film festivalde gösterilecekti. (Bu yıl bu cümle her söylendiğinde duyanların bazıları İki Dil Bir Bavul'dan bahsediyor. Bu filmde de Kürtçe konuşulduğundan bahsediyor ama o filmde Türkçe’nin yanında Kürtçe konuşmalar da bulunuyor, ancak tamamıyla Kürtçe değil.)

Gösterildi. Yönetmenin de onayıyla dili Kürtçe, konusu Kürtler olan Kürt filmi festivalde izleyiciyle buluştu. Mükemmel oyunculukları, mütevazı yönetmeni ve gerçek konusuyla film izlendi ve gösterimi yapılan 13 filmden en çok alkış alanı olmayı başardı. (Jüri üyelerinden SİYAD üyesi, eleştirmen Ömür Gedik'in köşe yazısında bahsettiği teze göre alkışların şiddeti ve süresi bir filmin beğenilip beğenmediğini gösteriyor!!!) Uzunca bir süre ayakta alkışlanan bu film çocuk oyuncularıyla da büyük bir sempati topladı. Kimi ilkleri barındıran bu filmin gösterimi ve ardından yapılacak söyleşide elbette çeşitli tepkilerin olacağı malumdu. Söyleşinin moderatörü SİYAD üyesi, sinema yazarı Tunca Arslan'la konuşmanın hemen öncesinde yaptığımız kısa değerlendirmede tepkilerin gelebileceğini bu doğrultuda başlamadan küçük uyarılar yapılması gerektiği ortaya çıktı. Usta yazar çok anlamlı ve kısa bir şekilde bu uyarılarını tarafsız bir şekilde yaptı da…
Açıkcası filmin sohbet toplantısı esnasında ne kaydadeğer bir taşkınlık ne de çirkin herhangi bir söz söylendi. Filmi taraflı bulan bir kaç (1, 2 en fazla 3) kişi söz olarak, duygusal bağlantılarla, taraflı bir şekilde eleştirilerini yönetmen Miraz Bezar'a ilettiler ve arkalarını dönüp gittiler!.. Evet, aynen böyle oldu. Arkalarını döndüler ve gittiler… Sırtını dönüp yalnızca gidenler bu bir kaç kişi değildi. Günlük basın da aynı şekilde hep olduğu gibi bu konuya sırtını çevirmeye, klişenin içinde kalmaya, üzerini kapatıp bu filmden biran önce uzaklaşmaya çalıştı.
Aynı sansür anlayışı aynı görmezlikten gelme durumu ne yazık ki halen devam ediyor. Hoşgörünün, tarafsız olmanın, hak vermenin, dinlemenin bu olduğunu sanıyorsak o kadar yanılıyoruz ki… Filmin yarışmada olduğu duyulduğunda sorun çıkmadı. Haberlerle bezendiğinde de hiç kimse dert etmemişti. Keşke böyle devam edebilsek… İzledikten sonra da biraz olsun okuduğumuzu anlamaya çalışsak.. Korkmasak, söylenmeyen şeyleri duymasak!.. Sürekli satır aralarında, biraz biraz manşetlerde okuduğumuz bu meseleleri bir filmde izlediğimizde neden sinirleniyoruz. Bir kez o bölgeye gitmek yetecektir oysa...
Filmin gösterimin yapıldığı günün ertesi gün ulusal basınımızın dört büyük gazetesinde şu başlıklar vardı. “Kürt filminin gösteriminde olay çıktı.” Ben neredeydim acaba bu olaylar çıktığında… Tam da o olayların arasında… Hemen kısaca anlatayım o zaman:

Oyuncular ve film ekibi yerlerini aldı. Kısa bir konuşmanın ardından bir hanımefendi söz aldı "emeğinize sağlık ama elinize ve zamanınıza değil, burası asla Kürdistan olmayacak" dedi ve koşarak terketti salonu. Ardından başka bir hanımefendi daha söz aldı "kardeşim doğuda asker şu anda, askerimizi çok kötü göstermişsiniz benim anlamadığım neden asker yerine, doktor ya da öğretmen değil" diyerek serzenişte bulundu!.. Son olarak da bir beyefendi tek taraflı bir film olduğunu belirten kısa bir konuşma yaptı… Beyefendinin konuşması salonun diğer tarafında bulunan bir grup film sempatizanı ve filmin geçtiği yöreden olan kişilerce yüksek sesle karşılık buldu, alkışla kesildi… Her üç konuşmacıya yönelik Miraz Bezar'ın ilk cümleleri şöyleydi: "Lütfen gitmeyin konuşalım…" İşte hepsi bu… Bezar'ın salona girerken yüksek sesle taciz edilişini gözardı edersek herhangi bir olay çıkmadan sohbet faslı da tamamlanmıştı işte… Hemen hemen hepsi bu esnada orada olan basın mensupları Kürt filminin gösteriminde olay çıktı diyerek sayfalarını süslemişlerdi. Ne perdeye bir şey atıldı ne en ufak bir yuhlama oldu.. Film bitti ve alkışlarla birlikte yönetmen sohbetini yaptı. Beğenmeyenler beğenmedi. Olay nerede arkadaşlar… Yapmayın lütfen… İnan Temelkuran'ın Bornova Bornova filmindeki fazla küfür eleştirileriyle aynı tonda eleştiriler aldı en fazla… Belki bu verilen sınavı bu sorunsuz film gösterimini ve sohbeti sayfalarımıza taşıyarak diyalog kurma yolunda biz de meselenin bir yerinden tutar bazı insanlara fırsat verebilirdik değil mi?
Filmin en kışkırtıcı olabilecek, tek kışkırtıcı olabilecek yeri Kürdistan özlemini dile getiren şarkıyı ateş başında söyleyen çocukların sahnesi diyebiliriz. Peki bunu nasıl tek başına değerlendirebiliriz… Filmdeki jandarma gerçekten jandarma ya da fahişelik yapan oyuncu gerçekten öyle mi sandınız!.. Yönetmen bu sahneyle ilgili açıklamasını da yaptı… Bilerek ve isteyerek bunu koymadık, çocuklara sahneyi anlattım ve onlar bu şarkıyı söylemeye başladılar…
Filimn adı Min Dit… Türkçesi "Gözlerimin Önünde"… Film her ne kadar küçük kızın gözleriyle açılıp gözleriyle bitse de film, annem babam gözlerimin önünde öldürüldü'den yola çıkan bir isme değil "bu mesele hep olduğu gibi şimdi de gözlerimizin önünde, bu filmde duymasak da orada bu şarkılar söyleniyor, çocuklar göz göre göre, gözlerimizin önünde yok oluyor" dan yollu bir ada sahip diye düşünüyorum…

» Min Dit film sayfası

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları

Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır