Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

“Hazine Avcıları” neler çağrıştırdı?

Hakan Sonok Yazıları

Türkiye sinemalarında 30 Ekim 1967’de gösterilmeye başlanan, John Frankenheimer ile Arthur Penn (Penn yönetmen dalında üç kez OSCAR adaylığı elde etmişti) tarafından yönetilen “The Train-Tren” (1964) 1938’de Çekoslavakya ve Avusturya’yı , 1939’da Polonya’yı işgal ederek Avrupa istilasını başlatan Nazi Almanyasının Avrupa-Asya-Afrika çapında yaptığı sanat eseri yağma ve talanına Fransız direnişçilerin verdiği karşılığı konu alıyordu.

1964’te İngiltere, Fransa, Finlandiya, Batı Almanya, Belçika, Japonya ve Danimarka sinemalarında gösterilen “Tren” Kuzey Amerika (ABD-Kanada) sinemalarında 1965’te gösterime çıkabilecekti.

”Tren”, 18 Nisan 1966’da sahiplerini bulan 38. OSCAR ödüllerinde senaryo yazarlarına (Franklin Coen & Frank Davis) OSCAR adaylığı getirmişti…

*** *** ***

1944 yazında dört yılı aşkın süredir Paris’te bulunan Alman işgal ordusu, Avrupa’yı Nazi istilasından kurtarabilmek için sel gibi üzerlerine yürümekte olan Amerikan ve İngiliz ordularının elinden kaçarken, Alman diktatör Adolf Hitler komutanlarına Paris’in tamamen yakılıp yıkılmasını (yerle bir edilmesini) emretmişti; şükürler olsun ki Adolf Hitler’in emri vicdan sahibi Alman komutanlar tarafından yerine getirilmeyecekti…

Bu gerçek hikaye, “Paris brûle-t-il? Is Paris Burning?-Paris Yanıyor mu?” adlı çok satan romana (1965) ve bu romandan beyazperdeye uyarlanan  aynı adlı filme (1966; yönetmen: Rene Clement; senaryo yazarları: Gore Vidal & Francis Ford Coppola) konu olacaktı.

*** *** ***

Adolf Hitler 30 Nisan 1945’teki intiharından önce de “Benden sonra Kıyamet kopsun!” diyerek, kendisinden sonra tüm Alman halkının intihar etmesini ve Almanya’nın baştan aşağı topyekün  imha edilmesini vasiyet edecekti.

*** *** ***

“The Monuments Men-Hazine Avcıları”
İkinci Dünya Savaşı’nda yaşanan gerçekten yaşanmış bir öyküden esinlenen, göz kamaştırıcı yıldızlar kadrosuna  sahip “The Monuments Men-Hazine Avcıları” Nazi Almanyasının özellikle Yahudi sanat koleksiyoncularından çaldığı beş milyondan fazla sanat eserinin bulunması (kurtarılması) için başlatılan operasyonu konu alıyor…

Bu operasyonda “Hazine Avıları”nın bazıları çatışma kurbanı olarak hayatını kaybetmişti…

Savaşın bitiminden bu yana yaklaşık yetmiş yıl geçmesine rağmen, bugün bile Naziler tarafından çalınan 200 binden fazla sanat eserinin nerede ve kimlerin elinde olduğu (akibeti) ne yazık ki  bilinmiyor.

“The Monuments Men-Hazine Avcıları”nda, dördü de OSCAR ödüllü Matt Damon, George Clooney (iki OSCAR ödüllü) ,Cate Blanchett (iki OSCAR ödüllü) ve  Jean Dujardin’e, ikisi de Oscar ödülü adayı Bill Murray ile Bob Balaban eşlik ediyor.

”The Monuments Men-Hazine Avcıları” oyuncu kadrosundan George Clooney ile Cate Blanchett İkinci Dünya Savaşı sonunda harabeye dönmüş Berlin’i dekor alan Steven Soderbergh yönetimindeki “The Good German-İyi Alman”da da bir araya gelmişti.32 milyon dolar yapım bütçeli bu filmin dünya hasılatıysa 5 milyon dolarda kalmıştı.

 “Argo”nun yapımcısı ve “Syriana”nın oyuncusu olarak iki kez OSCAR kazanan George Clooney  “The Monuments Men- Hazine Avcıları”nda yapımcı, yönetmen, senaryo yazarı ve oyuncu olarak karşımıza çıkıyor…

70 milyon dolarlık bir yapım bütçesiyle gerçekleştirilen ”The Monuments Men-Hazine Avcıları”nın dünya hasılatı şu anda 128 milyon dolara ulaşmış durumda…

“Hazine Avcıları”nın çağrıştırdıkları:
Rusya Çarı (İmparatoru) 1. (Nicholas) Nikola’nın Osmanlı İmparatorluğu için “Hasta Adam” değerlendirmesini yaptığı yıl olan 1853’te başlayan Kırım Savaşı’ndan sonraki 70 yıllık süreçte Osmanlı toprağı, vatan / memleket uğruna, genç, yaşlı, erkek, kadın, çocuk milyonlarca insanımızın kanıyla sulanmıştı…

Katılmak zorunda kaldığımız Kırım Savaşına 175 bin askerimiz iştirak etmiş ve 35 bin şehit vermiştik.Osmanlı Ordusu Rus ordusuna karşı savaşırken yalnız değildi; İngiliz ve Fransız orduları askerlerimizle birlikte Ruslara karşı savaştı.Dünyanın en güçlü ordularından dördü Kırım Savaşı’na katıldığından Kırım Savaşı aslında ilk “Dünya Savaşı” da sayılabilir!

Birinci Dünya Savaşı öncesindeyse Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere’ye iki dev savaş gemisi (Dretnot) sipariş etmiş ve bunların ücretini Osmanlı halkından toplanan paralarla son kuruşuna kadar ödediği halde, tamamlanmış durumdaki Dretnot’ları  teslim alamamıştı!

Osmanlı İmparatorluğu 1914’te  Akdeniz ve Ege boyunca, dönemin en büyük donanmasına sahip, İngilizlerce kovalanan iki Alman Dretnot’una içlerindeki Alman komutanları ve Alman mürettebatı değiştirmeden Osmanlı bayrağı çekmiş ve bu savaş gemilerinin Almanya’dan gelen talimat üzerine 29 Ekim 1914 Perşembe günü Karadeniz’deki Rus yerleşim merkezlerini, limanlarını bombalamasına engel olamayınca da Birinci Dünya Savaşı’na sürüklenmişti…Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) üç  milyondan fazla insanımızın ve milyonlarca hayvanımızın hayatına maloldu…

T.C.’nin kurucu babaları (Atatürk, İsmet İnönü, Mareşal Fevzi Çakmak ve diğerleri) ve devleti kuran parti, işte bu nedenle ülkeyi yeni savaş maceralarından (özellikle de İkinci Dünya Savaşı’ndan) uzak tutma politikasını izledi; bu konuda çok da başarılı oldular.

*** *** ***

İstanbul’dan Paris’e taşınan, sanat eseri koleksiyonculuğu da yapan  ve dünyanın en zenginlerinden Camondo Ailesi’nin son üyelerini Almanlar Auschwitz’de katletmişti
Yahudi banker ve sanat eseri koleksiyoncusu Moiz (Moise) de Camondo 1860’da İstanbul’da doğmuştu.Moiz, o günkü dünyanın /Avrupa’nın en zengin ailelerinden Camondo’ların bir üyesiydi.Ataları 1492’de İspanya’dan kovulmuş ve önce Venedik’e, oradan da İstanbul’a göç etmişlerdi…

Camondo Ailesi, 1802’de kurulan “Isaac Camondo & Cie- İshak Camondo  ve (Şürekası) Ortakları” bankasıyla başarıdan başarıya koşacaktı…

Isaac Camondo’nun 1832’deki ölümüyle O’nun İstanbul doğumlu ve Paris’te ölecek olan kardeşi Abraham Salomon Camondo (1781-1873) bankacılık, bankerlik ve tefecilik faaliyetlerini daha da büyüterek  19. yüzyılın dünyasının /Avrupa’sının en güçlü, en etkili insanlarından biri haline geldi.

Moiz işte böyle bir ailenin göz bebeği olarak deyim yerindeyse ağzında altın kaşıkla dünyaya geldi.Ailesi neredeyse sınırsız varlıklarıyla (servetleriyle) daha tatlı, daha medeni ve daha lüküs bir hayat sürdürebilmek için 1869’da İstanbul’dan Paris’e (taşındı) göç etti.

Moiz’in oğlu Nissim de Camondo (1892 doğumlu) Birinci Dünya Savaşı’nda Fransız ordusunda teğmen pilottu  ve 1917’de Lorraine üzerindeki bir hava çatışmasında hayatını kaybetti…Ailesi O’nun anısına ağzına kadar sanat eserleriyle dolu Paris’teki Nissim de Camondo Müzesi’ni 1935’te açacaktı.

Moiz’in kızı Beatrice de Camondo (1894 doğumlu) 1918’de  Yahudi asıllı Fransız arkeolog, matematikçi, avukat, tarihçi, profesör, politikacı Theodore Reinach’ın (1860-1928) besteci oğlu Leon Reinach’la (1893 doğumlu) evlendi…Çiftin Fanny (1920 doğumlu) adını verdikleri bir kızı ve Bertrand (1923 doğumlu) adını verdikleri bir oğulları dünyaya geldi.

Moiz de Camondo Nissim de Camondo Müzesi’nin açıldığı 1935’te hayatını kaybetti…

Fransa’nın Haziran 1940’ta Alman ordusunca işgali Camondo Ailesi için sonun başlangıcı oldu…Ailenin geride kalan üyeleri son nefeslerini 1 milyon 100  bin kişinin (Yahudi, Nazi muhalifi,Rus esir,Polonyalı esir, Yehova şahidi, Çingene ve eşcinselin) öldürüldüğü Polonya’daki Auschwitz İmha Kampı’nda verecekti.

Moiz de Camondo’nun kızı Beatrice, damadı Leon Reinach, torunları Fanny ve Bertrand Reinach önce Nazilerin Paris’in kuzeyinde kurduğu Drancy Toplama kampına götürülecek, oradan yollandıkları  Auschwitz’de 1944’te hayatlarını kaybedecekti.

Almanlar 6 ila 7 milyon Yahudiyi katledecek ve bunların en az üç milyonu Polonya Yahudisi olacaktı.

*** *** ***

Fransızların Yahudileri Almanlara teslim etmesi Türkiye sinemalarında “Kaderi Arayan Adam” adıyla gösterilen “Monsieur Klein/ Mr. Klein ” (1976 ; yönetmen: Joseph Losey; senaryo yazarlarından biri: Costa-Gavras) adlı filme de konu olurken,  Auschwitz’de hayatta kalabilen Fransız şarkıcı, piyanist ve besteci Fania Fenelon’un (1922-1983)  “The Musicians of Auschwitz-Auschwitz’li Müzisyenler” adlı anıları Pulitzer ödüllü Arthur Miller’ın (Marilyn Monroe’nun kocalarından biri)  senaryo yazarlarından biri olduğu ve ilk gösterimi 1980’de yapılan  “Playing for Time-Orkestra” adlı televizyon filmine (yönetmenleri: Joseph Sargent & Daniel Mann) uyarlanacaktı.

Fania Fenelon, “Playing for Time-Orkestra”da “Cabaret-Kabare”yle (1972) OSCAR kazanan Liza Minnelli’nin baş rolde oynamasını çok istediğini açıklamasına rağmen Fania Fenelon rolü “Julia”yla (1977) OSCAR kazanan Vanessa Redgrave’e verilecekti.

İkibuçuk saat uzunluğundaki “Playing for Time-Orkestra” 31 Ocak 1981’de sahiplerine dağıtılan Altın Küre ödüllerinde 1980 yılının en iyi mini dizisi dalında adaylık elde edecekti.

Not: “The Train-Tren”in yönetmenlerinden biri olan Arthur Penn, “The Miracle Worker-Karanlığın İçinden” (1962), “Bonnie and Clyde- Bonnie ve Clyde” (1967) ve “Alice’s Restaurant” (1969) adlı filmleriyle üç kez yönetmen dalında OSCAR adaylığı elde etti.

“The Miracle Worker-Karanlığın İçinden”(1962)  Uğur Yücel’in yönetmenliğinde “Benim Dünyam” (2013) adıyla Türkiye sinemasına da uyarlandı.

İkinci not:
“Playing for Time-Orkestra”nın oyuncusu Vanessa Redgrave, “Bir Yaşam Öyküsü” adlı anılarının (İletişim Yayınları)  216. , 217. , 221.  ve 222. sayfalarında 1974’te İngiltere’de askeri darbe girişiminin nasıl önlendiğini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

Son elli yılda Fransa’da (22 Nisan 1961’de), İngiltere’de (1974) ve Rusya’da (19 Ağustos 1991’de) askeri darbenin eşiğine gelindi;  bu  ülkelerde darbecilerin yönetimi ele geçirme girişimleri orduda ve siviller arasında yeterince işbirlikçi bulamayınca başarısızlıkla sonuçlandı.

Fransa’da 200 bin kişinin darbeci General Raoul Salan’a karşı çıkmak için sokağa dökülmesi darbecileri yenilgiye uğratmıştı.

Rusya’daysa Mihail Gorbaçov’a karşı askeri darbe girişimini  Boris Yeltsin, halkı yardıma çağırarak yenilgiye uğrattı; Yeltsin bunu sadece sivil halkla değil, darbeye karşı olan subayların ve KGB (Rus İstihbarat Servisi) ajanlarının desteğiyle başardı.

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları

Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır