Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

İşkence aracı olarak kullanılan şarkılar?

Hakan Sonok Yazıları

1) Fakir Baykurt’un “Kaplumbağalar” (1967)  adlı romanı Ankara yakınlarındaki bir Alevi köyünde yaşama sevinciyle dolu insanların bir öğretmenin öncülüğü, teşviği ve yol göstermesiyle kıraç, verimsiz bir toprağı üzüm bağlarıyla dolu bereketli bir toprağa dönüştürmesini konu alır…Ancak mutluluk rüyası uzun sürmez, devlet köylünün toprağına el koyar…Bunun üzerine köylüler üzümleri afiyetle yemesi amacıyla hayvanlarını bağın içine bırakırlar…

Tunç Okan’ın “Umut Üzümleri” adlı filmi (2013)  “Kaplumbağalar” romanından uyarlanmıştır…Çok değerli bir yönetmenimiz daha “Kaplumbağalar” romanını uyarlamayı çok istemiş, hatta beyninde “Kaplumbağalar” filmini sahne sahne çekmişti;  ancak yönetmenin bozulan sağlığı, hastalığı ve ömrü ne yazık ki buna izin vermemişti…Kim?

A-Ertem Eğilmez

B-Halit Refiğ

C-Ömer Kavur

D-Yusuf Kurçenli

E-Süreyya Duru

F-Yılmaz Güney

2) ”Tahir Kutsi Makal’ın gazeteci Abdi İpekçi’nin de öldürüldüğü yıl ilk kez okurlara sunulan ve  Peyami Safa Roman Ödülü’nü kazanan romanı “Kamyon” (1979)  için şunu söyleyebilirim: Sanki Tahir Kutsi Makal (1937-1999) bu romanını ileride sinemaya aktarılacağını düşünerek yazmış…Ben yönetmen olsam hiç vakit geçirmeden Tahir Kutsi Makal’ın Peyami Safa Roman Ödülü’nü kazanan romanı “Kamyon”u beyazperdeye uyarlardım…”Kamyon”un kaleme alındığı yıllarda , Türkiye’miz terörün at oynattığı bir ülke haline gelmişti.Bu Tahir Kutsi Makal’ın eserine de yansımış.Teröristlerin bir yolcu otobüsünü basmaları, bir kişinin yaralanması ve yardıma giden ”kaptan” ve “dağ köylüsü”nün (terörist sanıldıkları için) başının belaya girmesi yetmezmiş gibi “Kamyon” romanında ikinci bir terör saldırısı daha vardır: “Kaptan” ile “dağ köylüsü”nün mola verdikleri çay evininin silahla taranması…”

Bu sözler kime ait?

A-Selim İleri

B-Atilla Dorsay

C-Cem Karaer’in “Çocukluk Bitmez” kitabından / Ülke Yayınevi Hatırat Dizisi

D-Kami Suveren

E-Hayri Caner

F-Semih Tuğrul

G-Burhan Felek

H-Atilla Özkırımlı

3) ABD’ne ait Guantanamo Üssü’de terörist suçlamasıyla esir tutulanlara işkence amaçlı şarkıları dinletilen şarkıcı ve müzik toplulukları?

A-Skinny Puppy

B-Metallica

C-Queen

D-Eminem

E-Red Hot Chili Pepers

4) Joan Collins’in “Dynasty-Hanedan” (1981) dizisindeki bölüm başı ücreti?

A-200 bin dolar

B-120 bin dolar

C-150 bin dolar

D-75 bin dolar

E-225 bin dolar

5) “Charlie’s Angels-Charlie’nin Melekleri” dizisinden (1976) Jaclyn Smith ve John Forsythe bölüm başı 40’ar bin dolar ücret alıyordu… Farrah Fawcett’in bu dizideki bölüm başı ücreti ne kadardı?

A-25 bin dolar

B-12 bin dolar

C-50 bin dolar

D-5 bin dolar

E-40 bin dolar

F-75 bin dolar

6) Kolon/ rektum kanseri teşhisi konulan ve ne yazık ki  fazla zamanı kalmadığını öğrenen yapımcı, yazar, yönetmen ve animasyoncu Sam Simon’ın (6 Haziran 1955 doğumlu) 100 milyon dolarını hayvanlara yardım derneklerine bağışlayacağı öğrenildi…

Sam Simon Aralık 2014’te bir 5 bin Sterlin daha bağış yaparak İngiltere’de bir boğanın mezbahaya gönderilmesine engel oldu…Boğa Benjy’e bir hayvan barınağında bakılacak…

Jennifer Tilly ve Jami Ferrell ile evlenip boşanan Simon dört yaratıcısından biri olduğu ve 1989’dan bugüne efsaneleşen hangi yapımdan bu kazancı elde etmişti?

A-The Lion King
B-The Simpsons
C-Batman: The Animated Series
D-The Lone Ranger
E-RoboCop: The Animated Series
F-The Little Rascals
G-The Flintstones

7) Süleyman Yaşar  16 Aralık 2014’te Taraf Gazetesi’ndeki yayınlanan yazısında  Türkiye’nin devlet  ve özel sektör dış borcunun ulaştığı  toplamı açıkladı…Ne kadar?

A-355 milyar dolar

B-401 milyar 700 milyon dolar

C-289 milyar dolar

D-301 milyar dolar

8) “Hıristiyanlar ve Müslümanlar için Kudüs ne anlama geliyorsa Kırım da Ruslar için aynı anlamı taşıyor.”

Bu sözler kime ait?

A-Boris Yeltsin

B-Mihail Gorbaçov

C-Dimitri Medvedev

D-Vladimir Putin

E-Leonid Brejnev

F-Viktor Çernomidrin

G-Nikita Krusçev

9) 7 -21 Temmuz 1963 tarihleri arasında düzenlenen 3. Moskova Film Festivali’nde “Şehirdeki Yabancı” adlı filmi büyük ödül için yarışan Halit Refiğ 28 kez seyrettiği  “Senso-Günahkar Gönüller”in yönetmeni Luchino Visconti’yle tanışmıştı…Halit Refiğ, Moskova Festivali’nde dünya sinemasının en değerli ve en önemli  iki  yönetmeninden Federico Fellini ile Visconti’nin yan yana gelmemek için özel çaba göstermesi gibi tarihi bir olaya tanık oldu…Festivalin büyük ödülü “Sekizbuçuk”la Federico Fellini’nin olmuştu…Luchino Visconti, Halit Refiğ’le karşılaşmasında yeni filmini o günlerde her gün bir kere izlediğini anlatacaktı.Halit Refiğ sadece balo sahnesi 72 dakika süren bu filmin Türkiye’de ithalatçısı tarafından kesilmesine / kurgulanmasına (!) ve meşhur balo sahnesinin Beyoğlu Yeni Melek Sineması’nda yarım saatten daha kısa olarak gösterilmesine tanık olacaktı.Visconti’nin her gün bir kez seyrettiğini söylediği filmi Cannes Film Festivali’nde büyük ödül Altın Palmiye’yi kazanmış ve Fransa’da 3 milyon 680 bin seyirci toplamıştı…Visconti’nin 1963’te her gün bir kez seyrettiği filmi hangisi?

A-Rocco e i suoi fratelli

B-Morte a Venezia

C-Il gattopardo

D-Boccaccio '70

E-The Damned

F-Ludwig

10) 250 milyon dolara malolan “The Hobbit: The Battle of the Five Armies-Hobbit 3-Hobbit: Beş Ordunun Savaşı” (2014) bir günde dünya sinemalarında yaklaşık 147 milyon dolar hasılat elde ederek kısa sürede bir milyar dolar hasılata ulaşacağını gösterdi…

Peter Jackson’ın “Yüzüklerin Efendisi” Üçlemesi’yle  (2001-2003) , ilk iki “Hobbit” (2012-2013) filminin dünya sinema hasılatı toplamı?

A-2 milyar 917 milyon dolar

B-1 milyar 975 milyon dolar

C-4 milyar 892 milyon dolar

D-3 milyar 989 milyon dolar

11) Geçen sezon (sonbahar 2013-ilkbahar2014 arasındaki dönemde) “Muhteşem Yüzyıl”  Star TV’den bölüm başı 1 milyon 500 bin lira almaktaydı…

“Muhteşem Yüzyıl”ın 5 Ocak 2011 ile 11 Haziran 2014 arasındaki 139 bölümüne yapılan harcama 65 milyon doları (130 milyon TL’ sını) geride bırakmıştı…

Show TV’de başlayan ve Şahenk Ailesine ait Star TV’ye transfer olan “Muhteşem Yüzyıl” dizisinin 103 bölümünde oynayan Meryem Uzerli’nin yeni dizisi hangi kanalda yayınlanacak?

A-ATV

B-Show TV

C-Kanal D

D-TV 8

E-Star TV

F-TRT

12) OSCAR ödüllü bir görüntü yönetmeni  Türkiye’deki ilkel, iptidai kameralarla mucizeler yaratan Kriton İlyadis’i (1916-1980) çok takdir etmiş ve İlyadis’e hayran olmuştu… Özellikle de Kriton İlyadis’in yönetmen Osman Seden’in Düşman Yolları Kesti”sinde (1959)  elde ettiği görüntüleri çok beğenmiştir.Kim?

A-Geoffrey Unsworth

B-Walter Lassally

C-Ghislain Cloquet

D-Janusz Kaminski

E-Vilmos Zsigmond

13)  “ Türkiye’deki 12 Mart 1971 Askeri Darbesi’nde Amerikan Gizli Servisi, İstihbarat Servisi CIA altımızı oydu, meğer işin başından beri içindeymişler.”

Bu sözler kime ait ?

A-Bülent Ecevit

B-Süleyman Demirel

C-İsmet İnönü

D-İhsan Sabri Çağlayangil

14) ”Annie ve Ersin Pertan çifti 1974 yazında beni tarih profesörü Rogers Hollingsworth ile Büyükada’daki evlerinde tanıştırdı. Üç yıl sonra Amerika’ya gittiğimde Yale Üniversitesi’nde Profesörlük yapan Rogers Hollingsworth kahvaltı masasının üzerine 1 Amerikan doları koydu. ”Bak ” dedi, “ne görüyorsun?” “1 dolar” dedim. “Hayır, dikkatle bak ne görüyorsun” diye ısrar etti.Paranın üzerinde “Tanrı’ya inanırız,” yazıyor.”Bak” dedi, “biz Tanrı’yla parayı birleştirmiş bir milletiz. Burada olduğun sürede, birçok Amerikalı ile tanışacaksın.Onlar seninle konuşurken ölçecekler biçecekler; senin onlara kaç dolarlık faydan olur, kaç dolarlık zararın olur.Senden gelecek faydanın yüksekliğine göre yakın ilgi gösterirler; senden gelecek dolar zararına göre mesafe koyarlar.Bunu bil, ona ona göre ilişkilerine dikkat et.Hoşgeldin Amerika’ya” dedi.Gerçekten bunun Amerika’nın geneli için yapılmış çok gerçekçi bir değerlendirme olduğunu düşünüyorum.”

Bu sözler kime ait ?

A-Atıf Yılmaz

B-Metin Erksan

C-Sami Şekeroğlu

D-Halit Refiğ

E-İlhan Mimaroğlu

15) 58. OSCAR ödüllerine Sovyetler Birliği’nin aday adayı olarak yollanan yönetmen: Elem Klimov’un (1933-2003)  “Idi i smotri -Come and See-Gel ve Gör” adlı filminin Los Angeles’ta elenmesi OSCAR tarihinin en büyük haksız seçimlerinden biri olarak tarihe geçti…

1985 Moskova Film Festivali’nde büyük ödül yanı sıra Uluslararası Film Eleştirmenleri Ödülü’nü kazanan bu başyapıt 12 gecikmeyle 30 Mayıs 1997’de Türkiye sinemalarında gösterilmeye başlanmıştı…”Gel ve Gör”ün Sovyetler Birliği’nde 28 milyon 900 bin seyirci toplayan bu film için bir yazarımız şöyle konuşmuştu:

“Sanıyorum beni hayatta en çok etkileyen filmdir.Uzun süre kendime gelememiştim.Hayatımda gördüğüm  bütün katliam ve soykırım filmlerinin en güçlüsü.”

Bu sözler kime ait?

A-Tuncan Okan

B-Fatih Özgüven

C-Sevin Okyay

D-Viktor Apalaçi

E-Nezih Coş

F-Sungu Çapan

16) Yazar, Ocak 1999’da yayınlanan aşağıdaki değerlendirme yazısında Hazreti Musa’yı konu alan “Mısır Prensi”ni bekleyenlere pek çok yararlı ipucu sunulmuştu…Bu değerlendirme kimin?

A-Viktor Apalaçi

B-Soner Yalçın

C-Can Dündar

E-Aslı Selçuk

F-Mehmet Soyarslan

G-Vivet Kanetti

“Bazı öyküler vardır, öylesine güçlü bir dramatik yapıya sahiptirler ki, yüzyıllar boyu insanların beyinlerinden, gönüllerine, gönüllerinden de dillerine dolaşa dolaşa ölümsüzleşir ve kusursuzlaşırlar.

Bunlar efsanelerdir. Din, dil, ırk ayrımı söz konusu olmadan tüm dünya insanları tarafından paylaşılırlar. Bazen bir tiyatro eserine konu, bazen bir dine temel, bazen tıp ve davranış bilimleriyle uğraşanlara tanı aracı olurlar.

İnsanlara ait duyguları öylesine gerçekçi bir biçimde özümsemiş, bilinçaltımıza öylesine sağlam bir şekilde yerleşmişlerdir ki, en yeni romanlarda, tiyatro eserlerinde, film senaryolarında bile vazgeçilmez lezzetlerini hemen hissettirirler ve dramatik yapıyı sağlamlaştırırlar.

İşte böyle bir öykü  Hazreti Musa’nın öyküsü. Nil Nehri’ne bırakılan bir sepetin içindeki bebek olarak firavunun sarayına girişi, bir prens olarak oradaki maceraları ve bir peygamber olarak Musevileri Mısır’dan çıkarıp, Kızıldeniz’i ikiye ayırıp firavunun gazabından kurtarışı, kim bilir kaç defa filmlere konu oldu. Ama bu defa bir çizgi film olarak Spielberg tarafından sunuluyor: “The Prince of Egypt -Mısır Prensi”.

Filmin gösterim tarihi yaklaştıkça dünya basını bu konuyla daha fazla ilgilenir oldu.Time Dergisi “Musa kimdir?” sorusuyla, olayı kapağa taşıdı.

Çünkü, son yıllarda bilim adamları ve araştırmacılar en son tarihi bulguların ışığında, efsaneleri, kutsal kitaptaki öyküleri, tarihi kayıtlarla karşılaştırıp, bu tür öykülerin arkasındaki gerçekleri araştırıyorlar.

Benim gibi, Discovery Channel hastaları çok iyi hatırlayacaklardır: Mısır’da M.Ö.1390-1350 yılları arasında bir firavun yaşamış. 18. sülaleden olan bu firavun IV. Amenahotep olarak başa geçmiş, ama ismini değiştirmiş ve Akhenaton olmuş. O ana kadar Mısır’da çok tanrılı bir dine inanılıyor. Bir yüksek rahipler kurulu ise hem toplumun dini inançlarını yönetiyor, hem de tanrılardan aldıklarını iddia ettikleri ilahi iktidar gücünü firavuna devrettiklerine halkı inandırıp kontrolü ellerinde tutuyorlar.

Firavunlar, kendileri ve yakınlarından oluşmuş asil ve dokunulmaz, kutsal bir sınıf oluşturmuşlar, vücutlarındaki tüm tüyleri traş ediyor ve sünnet oluyorlar.

Akhenaton, Mısır’daki bu inanç sistemine tek başına savaş açmış. Önce çok tanrılı Mısır dinini inkar edip “Aton” dediği tek tanrıyı, dokunulmaz, erişilmez ve resmedilmez, tüm kainatı yaratan ve güneş ışınları gibi her yere gücünü yayan tek tanrıyı anlatmış.

O ana kadar uygulanan dini formaliteleri kaldırmış ve tüm rahipleri kovmuş, tanrı ile insan arasına girenleri uzaklaştırmış.

Akhenaton’u bu yönüyle ilk defa Sigmund Freud 1937’de yayınlanan “Moses and Monotheism / Musa ve Tek Tanrıcılık” kitabında incelemiş ve onu tek tanrılı dini ilk tanıtan kişi olarak belirlemiş.

Tarihçi ve araştırmacı yazar Joseph Chambel ise onun için ilk “protestan” diyor. Yaptıklarına bakılırsa, din ve devlet işlerini ayıran ilk lider vasfı da var. O halde ona laik lider de denilebilir.

Hazreti Musa’nın yaşadığı dönem ise Mısır’ın işte bu dönemine rastlıyor. Çeşitli teorilere, güncel tartışmalara konu oluyor, hatta Christian Jacq’ın Ramses / Işığın Oğlu adlı kitabında olduğu gibi romanlara da konu oluyor.

Bu teorilerden birine göre ise Musa, firavunun sarayında yaşayan gerçek bir Mısır’lı prens, Akhenaton dinini benimsemiş. Akhenaton, eski inanç sahipleri ve rahipler tarafından iktidardan düşürülünce, o da aranılan suçlular arasında kaçmış. Musevi aşiretleri tarafından benimsenmiş ve onlara yeni dinini öğretmiş.

Nil Nehri’nden sepetle gelen çocuk efsanesi ise tarihte bu olaylardan daha eski zamanlarda da var. Akad kralı I. Sargon’un bununla aynı sayılabilecek öyküsü eski Mezopotamya tabletlerinde de mevcut.

Şimdi bütün bunlara başka bir araştırmacı yazar, Keith Laider yeni bir teori ile yaklaşıyor. Son kitabı “The Head of the God”da Akhenaton’un Musa’nın kendisi olması gerektiğini belirtiyor.

Çünkü Akhenaton için hazırlanan lahtin kullanılmamış olduğunu, hiçbir hiyeroglifte nasıl öldüğünün anlatılamadığını söylüyor. Kutsal kitaptaki tarihler belirsiz, ayrıca hiçbir firavun ismi yok. Sadece firavun olarak geçiyor. Mısır yazıtlarında ise Musa’nın öyküsü yok. Bir prens olarak mutlaka başka bir adı olmalıydı, çünkü “Moses” Mısır lisanında “...’nın oğlu” anlamına geliyor. Tutmoses, Ahmoses, Tut’un oğlu, Ah’ın oğlu gibi... Ayrıca eski Mısır’da gözden düşen, hain sayılan kişiliklerin isimleri hiyerogliflerden de silinir, böylece gelecekleri yok edilmiş olurdu.

Bir de Tevrat’ta tarif edilen Musa’ya ait yılanlı asa, Akhenaton’a atfedilen resimlerde elinde tuttuğu asaya çok benziyor. Bütün bu araştırma konuları bir gün belki tarihin derinliklerinde saklı gerçeklere uzanan binlerce patikadan bir kaçı olarak bize yol gösterecek. Ama araştırmak güzel, çünkü neyin asıl gerçek olduğunu henüz bilmiyoruz.

Ayrıca Steven Spielberg’in “Mısır Prensi”nde bu yeni teorilere de değinip değinmediğini bilmiyorum, ama sinema her zaman hayalgücü de olsa tüm olasılıkları gerçek gibi gösterebilmiş ve bu olasılıklar filmin dramatik yapısı ne denli güçlü ise o denli gerçeğe yakın olmuştur.

Bu nedenle efsaneleri hatta tarihi olayları farklı bakış açılarından anlatan filmler de mutlaka çevrilecektir. Çünkü akla yakın ihtimaller çoğaldıkça, olayların gerçek olma olasılığı da artar ve o zaman çaresizce şu soru gelir aklımıza: Neden olmasın?...”

17) “Yiğit Güralp’e tek bir şey söyledim: Bu filmin başrolünde Kenan İmirzalıoğlu’nun gülümsemesi olacak. Kenan İmirzalıoğlu çok güzel gülen bir adamdır.Onun o çizgi gözleriyle, gülümsemek yüzüne çok yakışır.Ama biz ona “Deli Yürek”te öyle bir rol model çizdik ki, hiç kimse onun gülebileceği üzerine bir şey yapmadı.Hep yakışıklı, sert, kararlı tarafından yürüdüler.Gülümsemesi henüz sinemada kullanılmadı.Kenan İmirzalıoğlu’yla değişik ve farklı bir şey nasıl yaparız diye abi-kardeş konuşurken, mesela böyle bir projeyle senin için değişik bir şey mümkündür demiştik.Yoksa sen hayatın boyunca biraz “Deli Yürek” olarak kalacaksın diye konuşmuştuk.İşte 11 yıl sonra Yiğit Güralp de o gülümsemeyi senaryonun her anına sindirdi.”

Bu sözler kime ait?

A-Mustafa Şevki Doğan

B-Uğur Yücel

C-Osman Sınav

D-Uluç Bayraktar

E-Ömer Vargı

18) Kimi kaynaklarda 30 milyon dolara malolduğu, kimi kaynaklarda 44 milyon dolara malolduğu duyurulan  komedi, taşlama, hiciv  “The Interview”  (2014) filminden James Franco  6 buçuk milyon dolar, Seth Rogen 8 milyon 400 bin dolar ücret almıştı…Bu  filmde lideriyle alay edildiğini iddia ederek,  filmin dünya ülkelerindeki tüm gösterimlerinin iptal edilmesine yol açan çeşitli ve zincirleme girişimleri başlatan ülke?

A-Mısır

B-Çin

C-Macaristan

D-Kazakistan

E-Kuzey Kore

F-Rusya

G-İran

H-Suriye

Cevap Anahtarı:
1-A
2-C
3-Hepsi
4-B
5-D
6-B
7-B
8-D
9-C
10-C
11-E
12-B
13-D
14-D
15-C
16-F
17-C
18-E

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları

Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır