Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

“Son Umut”a üç Avustralya OSCAR’ı

Hakan Sonok Yazıları

*“The Water Diviner-Son Umut”un Avustralya ve Türkiye hasılat toplamı 17 milyon dolara yaklaşıyor…

*“The Water Diviner-Son Umut”, Avustralya Sinema ve TV Sanatları Akademisi Ödülleri’nde yılın en iyi filmi dahil yedi dalda adaylık elde etmeyi başarmıştı…Bu adaylıklar, yılın en iyi filmi, erkek oyuncusu (Russell Crowe), yardımcı kadın oyuncusu (Jacqueline McKenzie), yardımcı erkek oyuncusu (Yılmaz Erdoğan), kurgusu (Matt Villa), özgün senaryosu (Andrew Knight ve Andrew Anastasios), sanat yönetmeni (Christopher Kennedy) ve giysi tasarımıydı (Tess Schofield)…Kazandığı ödüller ise yılın en iyi filmi, yardımcı erkek oyuncusu (Yılmaz Erdoğan) ve giysi tasarımı dallarındakiler oldu…

Avustralyalı ve Yeni Zelandalı askerler 1915’in Gelibolu’sunda İngiltere-Fransa-Rusya ittifakının çıkarlarını korumak için karaya çıktıklarında rüzgara açık kayalıklarla dolu bir sahilde bulmuşlardı kendilerini. Bunlardan 16 bin kadarı öldü ya da yaralandı…Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu savaşlardaki yaralı sayısı 100 bine, can kaybıysa 80 bine ulaştı…

Melbourne’de yaşayan yazar ve senarist Andrew Anastasios “The Water Diviner-Son Umut” senaryosu için gerçek bir hikayeden esinlendi…Anastasios başka bir film  projesi için araştırma yaparken Birinci Dünya Savaşı’nın Çanakkale Savaşı bölümünde ölenleri toprağa verme işlemlerinde görev alan Yüzbaşı Cyril Hughes’un yazdığı bir mektuba rastladı. Mektupta geçen “Yaşlı bir adam oğlunun mezarını aramak için Avustralya’dan buralara kadar geldi,” ifadesi senaryo yazarına “The Water Diviner-Son Umut” için çıkış noktasını verdi…

Russell Crowe’lu “The Water Diviner-Son Umut”, oğullarının savaştan dönmemesi üzerine hayatına son veren bir anneyle (bu rolde Jacqueline McKenzie var) 1919 yılında Türkiye’ye gelerek 4 yıl önce Çanakkale savaşlarına katılan üç oğlunun izini süren Avustralyalı bir babanın öyküsünü konu alıyor…

 “Gladiator-Gladyatör”le OSCAR, “Akıl Oyunları-A Beautiful Mind-Akıl Oyunları”yla Altın Küre ödülünü kazanan  Russell Crowe’un  yönetmenliğini, baş rolünü üstlendiği “The Water Diviner” için açıklanan bütçe:  12 milyon dolar.

“The Water Diviner-Son Umut”un görüntü yönetmeniyse “Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği”yle OSCAR ödülü kazanan Andrew Lesnie…

“Son Umut”un çekimleri İstanbul’da Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camii, Haydarpaşa Tren Garı, Yerebatan Sarnıcı gibi mekanlarda, Muğla Fethiye’de, Avustralya kırsalında ve Avustralya’daki Fox Stüdyoları’nda yapıldı…

Russell Crowe’lu filmlerin Türkiye’deki seyirci sayıları:

*The Water Diviner-Son Umut / 1 milyon 222 bin kişi

*Nuh: Büyük Tufan / 1 milyon 178 bin kişi

*Gladyatör / 909 bin kişi

*Akıl Oyunları / 979 bin kişi

*Robin Hood / 492 bin kişi

Yılmaz Erdoğan’lı filmlerin Türkiye’deki seyirci sayıları:

*Vizontele / 3 milyon 308 bin kişi

*Vizontele Tuuba / 2 milyon 897 bin kişi

*Organize İşler / 2 milyon 618 bin kişi

*Kelebeğin Rüyası / 2 milyon 158 bin kişi

*The Water Diviner-Son Umut / 1 milyon 222 bin kişi

*Neşeli Hayat / 1 milyon 125 bin kişi

Cem Yılmaz’lı filmlerin Türkiye’deki seyirci sayıları:

*Her Şey Çok Güzel Olacak / 1 milyon 239 bin 15 kişi

*Vizontele Tuuba / 2 milyon 897 bin kişi

*G.O.R.A. /  4 milyon bin 711 kişi

*Organize İşler / Türkiye’de 2 milyon 616 bin 660 kişi

*Hokkabaz / 1 milyon 710 bin 213 kişi

*A.R.O.G. /  3 milyon 707 bin 86 kişi

*Yahşi Batı /  2 milyon 323 bin 61 kişi

*Av Mevsimi / 2 milyon 116 bin 192 kişi

*CM101MMXI Fundamentals / 3 milyon 842 bin 535 kişi

*Pek Yakında / 2 milyon 183 bin kişi

*The Water Diviner-Son Umut / 1 milyon 222 bin kişi

Türk Sineması ve Çanakkale Savaşları

*Fuat Uzkınay’ın yönettiği belgesel “Çanakkale Muharebeleri” (1916)

*Turgut Demirağ ve Nusret Eraslan’ın yönettiği ve  Türk Silahlı Kuvvetleri’nin her türlü desteğini alarak çekilen “Çanakkale Aslanları” (1964)

*Tolga Örnek’in yönettiği belgesel “Gelibolu” (2005; 677 bin seyirci)

*Yeşim Sezgin’in yönettiği “Çanakkale 1915” (2012; 918 bin seyirci)

* Sinan Çetin’in yönettiği “Çanakkale Çocukları” (2012; 200 bin seyirci)

* Serdar Akar ile Kemal Uzun’un yönettiği “Çanakkale: Yolun Sonu” (2013; 670 bin seyirci)

 *Çanakkale Savaşı’na katılan Türk pilotların serüvenlerini konu alan ve Özhan Eren’in yönettiği “Son Mektup” (2015)

En yeni Çanakkale Savaşı filmi: “Queen of the Desert-Çölün Kraliçesi” (2015)

Serüvenleri “Indiana Jones” filmlerine esin kaynağı olan, Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasında, Ortadoğu’daki Osmanlı mirasının paylaştırılmasında ve bugünkü Ortadoğu haritasının çizilmesinde büyük rol oynayan kişilerden biri olan İngiliz kadın yazar, gezgin, arkeolog, haritacı, hükümet temsilcisi, casus Gertrude Bell (1868-1926)  Alman yönetmen Werner Herzog’un  2015 yılında gösterime sunulması beklenen 36 milyon dolar yapım bütçeli “Queen of the Desert-Çölün Kraliçesi” adlı filminde Nicole Kidman tarafından canlandırıldı ; bu filmde yan temalardan biri Çanakkale Savaşı…Başka bir kadınla evli olan subay Charles Doughty- Wylie ile 1913-15 arasında bir dizi aşk mektubuyla belgelenen büyük bir aşk yaşayan ve hiç evlenmeyen  Gertrude Bell sevgilisinin 1915’te Çanakkale Savaşları’nda ölmesi üzerine bunalıma girmişti. Yaşamına aşırı dozda uyku hapı içerek kendi elleriyle son veren Gertrude Bell, Bağdat’taki İngiliz mezarlığında toprağa verilmişti.

*İlk iki Çanakkale Savaşı filmi: “Tell England” (1931) ve “Gallipoli-Gelibolu” (1981) hakkında her şey

*2014 sonu itibariyle serveti 14 milyar 900 milyon dolar olan işadamı Rupert Murdoch’un babası Keith Murdoch Çanakkale Savaşları’nı  Avustralyalı gazeteci olarak gözlemlemiş ve yazdığı eleştirileriyle İngiltere’de hükümeti düşürmüştü.

*İlk Çanakkale Savaşı filmi “Tell England / The Battle of Gallipoli-Anlat İngiltere / Gelibolu Savaşı”nı Atatürk 1932’de Beyoğlu Opera Sineması’nda seyretmişti.

İngiltere, çıkarları her tehlikeye düştüğünde, her fırsatta 1899-1901 arasında Çin’deki Boxer isyanında, Yeni Zelanda yerlileri ayaklandığında ya da Hollanda asıllı Güney Afrikalıları katletmek için) Avustralyalı askerleri cepheye sürmüş ve onların kanını akıtmıştı…

Avustralyalı ve Yeni Zelandalı askerler 1915’in Gelibolu’sunda İngiltere’nin çıkarlarını korumak için karaya çıktıklarında rüzgara açık kayalıklarla dolu bir sahilde bulmuşlardı kendilerini. Bunlardan 16 bin kadarı öldü ya da yaralandı. İngiliz generaller her türlü güvenliğe, konfora, rahata sahip cepheden uzak karargahlarında içkilerini yudumlarken İngiltere’nin sömürgelerinden gelen askerleri kitleler halinde ölüme yolluyorlardı.

2014 sonu itibariyle  kişisel servetinin 14 milyar 900 milyon doların üzeri olduğu hesaplanan ve 1985’te 20th Century Fox Şirketi’ni satın alan Avustralya asıllı işadamı Rupert Murdoch’un (1931 doğumlu) babası Keith Murdoch (1885-1952) o dönemde korkusuz bir savaş muhabiriydi; 1915’te Gelibolu’nun can pazarına, yeryüzü cehennemine, insan mezbahasına dönüşen sahillerini karış karış dolaşmıştı.

Keith Murdoch, İngiliz yüksek komutanların yanlış kararlarının Avustralyalı ve Yeni Zelandalı askerlerin kitleler halinde katledilmesine yol açtığını ortaya çıkardı; bunu yazmasıyla İngiliz başkomutanın işgal ordularını Çanakkale Yarımadası’ndan çekmesine ve İngiltere’de hükümetin düşmesine yol açtı.

Keith Murdoch, Çanakkale Savaşı’nı bitiren, Çanakkale’de daha fazla insanın ölmesini engelleyen kişi olmuş ve tarihi değiştirmeyi başarmıştı. Keith Murdoch’un savaşın kaderini değiştiren başarısını çok yıllar sonra öğrendiğinde oğul Rupert Murdoch kelimenin tam anlamıyla büyülenecekti.

Keith Murdoch babası Papaz Patrick Murdoch’un Avustralya Başbakanı Andrew Fisher’la (1862-1928) arkadaşlık ilişkisini kullanarak o sıralarda Mısır’da konuşlanmış Avustralyalı askerlerin dert, sıkıntı, şikayet,isteklerini öğrenmek ve dile getirmek için özel bir izin koparmıştı.

Keith Murdoch, Kahire’ye ulaştığında buradan Çanakkale’deki İşgal Ordusu Başkomutanı General Sir Ian Standish Monteith Hamilton’a (1853-1947) mektup yazarak Çanakkale’ye davet edilmesini talep etti.

Hamilton, Keith Murdoch’a olumlu cevap verince de Murdoch 2 Eylül 1915 Perşembe günü İmroz Adası’ndan (Imbros; Gökçeada) savaşa komuta eden General Hamilton’ın yanına ulaştı.

Murdoch, kısa sürede London Telegraph Gazetesi’nin aşırı içki tüketmekten erken yaşta ölecek savaş muhabiri Ellis Ashmead-Bartlett (1881-1931) ile arkadaş olmayı başardı.Bartlett, Keith Murdoch’un tanıklık notlarını, gözlemlerini ve İngiliz komuta kademesine yönelttiği suçlamaları içeren mektubu yakından tanıdığı İngiltere Başbakanı Herbert Henry Asquith’e (1852-1928) ulaştırma görevini üzerine aldı.

Keith Murdoch, kanlı savaş meydanlarından uzaktaki konforlu, güvenli ve huzur dolu lüks karargahlarında İngiliz komutanlar için savaşın bir oyuna dönüştüğünü; çünkü kendilerinin canının tehlike altında olmadığını söylüyordu.

Murdoch Başkomutan Hamilton’ı onbinlerce insanın ölümünden sorumlu tutuyordu.

Keith Murdoch’a en büyük destek London Times (The Times) Gazetesi yöneticisi Lord Nortcliffe’den (1865-1922)  geldi…Lord Nortcliffe (uzun ismiyle: Alfred Charles William Harmsworth) Çanakkale Saldırısı’na en başından itibaren karşıydı; Keith Murdoch’un eleştirilerinin bunları duyması gereken herkes tarafından öğrenilmesi için kudretini ve nüfuzunu kullandı.

Kısa süre içinde Keith Murdoch’un eleştirilerle, suçlamalarla dolu mektubu İngiltere Başbakanı Herbert Henry Asquith’e iletildi; mektup İngiltere bakanlar kurulunda hararetli tartışmalara neden oldu. Tartışmalara Keith Murdoch’un babasının arkadaşı olan Avustralya Başbakanı Andrew Fisher da katılacaktı… Savaştan sorumlu İngiliz Bakan Lord Kitchener (1850-1916) Çanakkale’den çekilmeye şiddetle karşı çıktığı gibi, “Çanakkale’den çekilirsek yakında Mısır’ı bile kaybederiz,” diyordu.

Ancak, Keith Murdoch’un mektubu taşları bir kere yerinden oynatmıştı; önce başkomutan Hamilton görevini bırakmak zorunda kaldı.Bir süre sonra da işgal orduları Çanakkale’den tümüyle çekildi.

Bu bir “İradenin Zaferi” öyküsü olarak tarihe geçti.

General Sir Ian Standish Monteith Hamilton’a göre Keith Murdoch’un mektubu İngilizlerin Çanakkale Savaşı politikasının değişmesine yol açan zincirleme tepkiler yaratmış ve sonuçta buradaki yenilgiye yol açmıştı!

(Rupert Murdoch ile daha geniş bilgi için William Shawcross tarafından yazılan “Medya İmparatoru Rupert Murdoch: Yaşam ve Yükseliş Öyküsü” adlı kitaba başvurulabilir)

“Tell England / The Battle of Gallipoli-Anlat İngiltere / Gelibolu Savaşı” (1931)

Ernest Raymond (1888-1974) tarafından yazılan Şubat 1922’de yayınlanan “Tell England: A Study in a Generation” adlı roman beyazperdeye de iki kez uyarlanmış ve ortaya çıkan ilk film 1931’de dünya sinemalarında gösterime sunulmuştu…Bu filmin adı:  “Tell England / The Battle of Gallipoli-Anlat İngiltere / Gelibolu Savaşı ”dır…

“Tell England / The Battle of Gallipoli-Anlat İngiltere / Gelibolu Savaşı”nın iki yönetmeninden biri olan Anthony Asquith Çanakkale Savaşları döneminde İngiltere Başbakanı olan Herbert Henry Asquith’in (1852-1928) oğludur…

Çanakkale Savaşı döneminde İngiltere Başbakanı olan Herbert Henry Asquith, Kenneth Branagh ile ilişkiye girerek O’nun Emma Thompson ile evliliğinin yıkılmasına yol açan ve 2014’te yönetmen Tim Burton ile evliliği sona eren oyuncu Helena Bonham Carter’ın büyük büyük dedesidir…

Helena Bonham Carter, “The Wings of Dove-Güvercinin Kanatları” (1997) ve “The King’s Speech-Zoraki Kral”la (2010) iki kez OSCAR ödülü adaylığı elde etmiştir.

Anthony Asquith (1902-1968) ve Geoffrey Barkas (1896-1979) tarafından yönetilen “Anlat İngiltere /Gelibolu Savaşı”,  hem  1914-1918 yılları arasında üç milyonu Osmanlı İmparatorluğu yurttaşı toplam onaltı buçuk milyondan fazla insanın hayatına malolan  Birinci Dünya Savaşı üzerine yapılmış en müthiş filmlerden biridir, hem de ilk Çanakkale Savaşı filmidir…80 dakika uzunluğundaki bu siyah beyaz, 1915 “Çanakkale Savaşı filmi” İngiltere ve Malta Adası’nda çekilmişti...

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk 1932’de bu filmi Beyoğlu Opera Sineması’nda seyretmişti...Yönetmen, senaryo yazarı, sinemasever Halit Refiğ  bu satırların yazarına, “Çanakkale Geçilmez” adıyla Türkiye sinemalarında gösterilirken bu filme, gereken saygıyı göstermediğimizi ve Türkiye’de çekilen bazı ek, yama sahneler montajladığımızı anlatmıştı.

“Gallipoli-Gelibolu” (1981)

Bu kitabın (“Tell England: A Study in a Generation”) 1981’de gösterime sunulan ikinci uyarlaması “Gallipoli-Gelibolu”nun (yönetmen: Peter Weir; yapımcılar: Rupert Murdoch, Robert Stigwood ve Patricia Lovell;  yapım bütçesi: 3 milyon dolar ya da 2 milyon 600 bin Avustralya doları) Kuzey Amerika hasılatı: 5 milyon 732 bin 587 dolar, Avustralya hasılatıysa 11 milyon 740 bin Avustralya doları...Filmin çekim mekanları: Avustralya ve Mısır...

Venedik Film Festivali’nde büyük ödül Altın Aslan adaylığı elde eden “Gallipoli-Gelibolu”, yılın en iyi yabancı filmi (Avustralya) dalında Los Angeles’ta Altın Küre adaylığına da ulaşmıştı... ”Gelibolu” ABD Film Eleştirmenleri’nin (National Board of Review) Yılın En İyi 11 Filminden Biri Ödülü’ne layık bulunmuştu…Mel Gibson’ın “Gelibolu” filmindeki  ücreti 35 bin Avustralya dolarıydı…

Altı kez OSCAR ödülü adayı yönetmen Peter Weir 1976’daki Gelibolu ziyaretinde savaş sahasında dolaşırken 1915 siper çatışmalarından geriye kalan birçok kalıntı  bulmuş, toplamıştı…

Peter Weir, “Gelibolu” filmi (1981) için gereken parayı babasının buradaki serüvenlerinden dolayı Çanakkale Savaşlarına karşı özel bir ilgisi olan Rupert Murdoch ile Robert Stigwood’un film yapım şirketi R & R Film’den ve Avustralya Film Komisyonu’ndan sağladı.

Rupert Murdoch, “Gelibolu”ya para akıttıktan birkaç yıl sonra dev Amerikan şirketi 20th Century Fox Film Stüdyosu’nu satın alacaktı…

“Gelibolu” filminin öteki yapımcı ortağı  Robert Stigwood ise “Jesus Christ Superstar” (1973), “Tommy” (1975), “Saturday Night Fever” (1977) , “Grease” (1978) ve “Evita” (1996) gibi çok başarılı beyazperde müzikallerinin Avustralyalı yapımcısıydı. 

» Son Umut film sayfası

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları

Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır