Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

Aysim Türkmen

 

Çekmeköy Underground: Çeperin hip-hopla imtihanı

Okan Toprak Yazıları

Kapitalizmin 1970’li yıllarda girdiği derin darboğazdan çıkış yolu olarak kentleri kendisine birer yatırım alanı olarak görmesi ve dünya ölçeğinde bu ekonomi politikayı yerel iktidarlar eliyle uygulamaya sokması, kentlerin ahvalini büyük ölçüde değiştirecekti. Kentsel mekanlar artık kullanım değeri üzerinden değil, değişim değeri üzerinden sermaye beklentileri doğrultusunda birer meta olarak önem kazanacaktı. Hal böyle olunca “kentsel dönüşüm” rüzgarıyla hızlı bir soylulaştırma, çeperleştirme ve banliyöleşme uygulamaları eşzamanlı olarak ortaya çıktı. Bu durum kentlerde yaşayan toplumsal sınıfların tamamının az ya da çok etkilendiği bir süreç oldu. Neoliberal ekonomi olarak adlandırılan bu süreç sınıfsal eşitsizlikleri artırırken, yığınla yeni yoksullar yarattı. Beraberinde getirdiği kentsel tahribatlar da cabası olarak kaldı.

Çekmeköy Underground tam da bu konuştuklarımız üzerine denk gelen bir film. Kent temalı belgeselleriyle bilinen Aysim Türkmen’in ilk kurmaca filmi. Konu itibariyle kent çeperinde yaşayan yoksul gençlerin arabeks-hip hop müzikle kendilerini ifade etme çabalarını ele alan bir yapım. Kendisiyle yapılan röportajda Çekmeköy civarında güvenlikli bir sitenin duvarında gördüğü “Çekin lan duvarı teli, insan gibi yaşayın” sözünden hareketle filmi oluşturmaya başladığını ifade eden Türkmen, hikayenin derinine indikçe sözün yazarı “Küllü Harap” ve mahallenin hip hopçu gençlerinin yaşamına tanıklık ediyor. Bu tanıklıkları, Can Merdan Doğan ve Şirin Güven’le birlikte kurmaca senaryo haline getirerek filmini çekiyor.

Filme ismini veren Çekmeköy, Ümraniye’nin kuzeyinde Şile yolu üzerinde kentin çeperinde kalmış bir gecekondu mahallesiyken, neoliberal kentsel dönüşümle birlikte İstanbul’un yeni zenginlerinin rağbet ettiği bir banliyö semtine dönüşen geniş bir kentsel alan. Soylulaştırma ve banliyöleşme pratiğinin en göze çarpan örneklerinden olan Çekmeköy, gecekondu mahallerinden yüksek güvenlikli sitelere hızlı bir dönüşüm geçirerek yeni bir kimliğe büründü. Eski mahallelilerle yeni sitelilerin aynı alanda ancak hem mekânsal hem sınıfsal olarak ayrıştırıldıkları yeni bir yaşam pratiğine kavuştu. Dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri haline gelen metropol İstanbul’daki suç korkusu ve güvenlik endişeleri üst ve orta sınıfları güvenlikli, yüksek duvarlı, dört bir tarafı kameralarla çevrili sitelere yönlendirirken; “dışarıda kalan” alt sınıflar, bir nevi marjinalleştirilerek tehlikeli ilan edildiler. Filmde bu durumu net olarak görmek mümkün, sitede yaşayan “Almancılarla” mahallenin hip hopçu yoksul gençlerini bir araya getiren her ne kadar ortak müzik zevkleri olsa da, içinde yaşadıkları sosyal çevre birbirinden keskin bir şekilde ayrılıyor. Birbirlerine temasları sınırlı kalıyor. Site güvenlikçinin Berfin’e dediği gibi “mahallenin serserileri” olan dışarıdakilere karşı her zaman temkinli olmak gerekiyor.

Bir alt kültür kimliği olarak hip hop müziğin çeperde yaşayan gençler tarafından benimseniyor oluşu, yaşadıkları mekan ve sınıfsal durumlarıyla yakından ilişkili. Hip hopın içinde barındırdığı protest tavır ve öfke, onu icra eden Tarık ve arkadaşlarının bastırılmış ruh hallerinin dışavurumu ve aynı zamanda kendilerini topluma ifade etme biçimleri oluyor. Hip hopa ekledikleri arabeks ton, kendilerinden önce benzer aidiyet ve sıkışmışlık hallerini yaşayan üst jenerasyonlarından aldıkları kültürel bir miras. Türkiye’de iç göçün hız kazandığı 1950’li ve 60’lı yılların ardından patlayan arabesk müzik, özellikle büyükşehirlere göç etmiş göçmenlerin kendilerini ifade ettikleri alt kültürleri olmuştu. Bu göçmenlerin şehirde doğup büyüyen çocuklarının, arabeski sahiplenip kendi müzikal türlerine eklemlemesi kendilerinden önceki kuşakla kültürel bağlarının devam ettiğinin bir göstergesi. Bu sebeple filmin açılışında her iki kuşak tarafından sevilip benimsenen Müslüm Gürses’e (Müslüm Baba) bir saygı duruşu var. Buna ilaveten sitede yaşayan görece zengin Almancı gençlerin de “Avrupai” tınılar ekleyerek hip hopı benimsiyor oluşları, Almanya’daki göçmenlik halleriyle uyumlu duruyor.

Kentteki ayrışmayı ve kentin aldığı yeni biçimleri ele almasıyla kayda değer bir film Çekmeköy Underground. Ancak bu durumu vurgulaması rağmen güçlü bir itirazı ve politik denebilecek bir yanı yok. Bunun yerine hip hop müzik ve alt kültürüyle kendilerini ifade eden gençlerin ve yitik aşkının sızısını yaşayan bir kaybedenin, “Küllü Harap”ın, hikâyeleri üzerinden ilerlemeyi tercih ediyor. 

» Çekmeköy Underground film sayfası

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları

Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır