Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

Fareyi öldürmek

Okan Toprak Yazıları

Toplum dışı kalmış/olmayı seçmiş bir karakterin adım adım kendi sonuna doğru gidişinin varoluşsal hikayesi olarak özetleyebileceğimiz bir film olan İçimdeki İnsan, İrfan Yalçın’ın Fareyi Öldürmek adlı romanından uyarlama. Dokusundan ve taşrada yaşayan küçük bir memurun hikayesini anlatmasından bir uyarlama olduğu zorlanmadan anlaşılabilen filmin dünya ve Türk sinemasındaki benzerlerine refere eden bir yapısı bulunuyor. Akla gelen ilk örnek bir Yusuf Atılgan uyarlaması olan Anayurt Oteli filminin anti-kahramanı Zebercet Gezgin ile İçimdeki İnsan’ın ana karakteri tapu memuru Sabri’nin birbirlerine olan benzerlikleri. Her ikisi de taşraya sıkışmış, içe dönük, topluma yabancılaşmış karakterler olmalarıyla benzeşiyor. Bunun dışında Sabri karakterinin Atılgan edebiyatı dışında Kafka’nın ölümsüz eseri Dönüşüm’ün Gregor Samsa’sıyla da ortaklık kurulabilecek bağlarının olduğunu söylemek mümkün. Topluma bir türlü dahil olamayan bu karakterler, giderek toplum tarafından soyutlanırken adeta öğütülerek yine onun tarafından yok edilirler. Toplum dışılığın yanı sıra karakterlerin içe dönüklüğü ve yer yer nihilizme bulanan yaşamdan umutsuz halleri, onların yaşamı terk etme süreçlerinde bütünleyici bir işlev görür. Her ne kadar Sabri’nin Zebercet ve Gregor Samsa’dan farklı olarak hayata tutunmaya çabalayan bir yanı olsa da bu durum sonucu değiştirmez.

Az ve öz film çeken yönetmenlerden olan Aydın Sayman’ın, senaryosunu Atay Sözer’le birlikte yazarak filme aldığı eseri İçimdeki İnsan, genel yapısı itibariyle edebi öze bağlı kalan bir yapım. Küçük bir taşra şehrinde kendi halinde sade bir hayat yaşayan tapu memuru Sabri’nin merkezinde olduğu filmde hikaye, esasen Sabri cezaevindeki hücresinde intihar ettikten sonra başlıyor. Sabri’nin sır intiharından sonra çocukluk arkadaşı olan gazeteci Nuri’nin olayı araştırmasıyla gelişen hikaye, geriye gidişlerle Sabri’nin geçmişinin detaylarını verirken, çevresindeki insanların anlatımlarına başvuruyor. Herkes, Sabri’yi kendi yaşantılarına dahil olduğu süreç üzerinden tasvir ederken bu parçalı anlatımlar, bazen birbiriyle uyuşmasa da Sabri karakterinin genel bir tasvirini ortaya çıkarır ancak Sabri, neden iş arkadaşını öldürmüştür bunun net bir cevabı yoktur. İntiharından hemen önce cezaevinde görüştüğü çocukluk arkadaşı Nuri’ye “sadece bir fareyi öldürdüğünü” söyleyen Sabri’ye göre, ortada bir cinayet yoktur. Buradan hareketle fare metaforunun filmde Sabri’nin içine dahil olmayı reddettiği toplumsal hayatın kendisi olduğunu söylemek mümkün. Çocukluğundan itibaren kişisel hayatı verilen Sabri, yaşamı boyunca pek az dostu olmuş, genelde itilip kakılmış sessiz, kırılgan bir tip olarak hayatı yaşamıştır. Çok sevdiği ilk eşini ve çocuğunu kaybettikten sonra iyice içe dönerek, dışarıdaki hayatı sadece izlemeye koyulmuş, yaşama sevincini kaybetmiştir. Bu sebeple insanlarla iletişim kurmak yerine romanların kurmaca dünyasında avunmayı tercih etmiştir. Ancak onu dönüştürüp, sürekli içine almaya zorlayan toplumsal hayata karşı biriktirdiği öfkesini ölümcül bir şekilde göstermiş ve bilinçli olduğunu düşündüren bir tavırla yaşamına son vererek madden ve manen bu alanın içinden tamamen çıkmıştır.

Aydın Sayman’ın genel olarak filmin, dolayısıyla romanın duygusunu seyirciye verdiğini söylemek mümkün. Dingin, ağır akan bir ritmi olan İçimdeki İnsan, içeriğiyle uyumlu bir anlatım tarzına sahip. Sinemamızın tecrübeli oyuncularının yer aldığı kadrosunda performansların ortalama düzeyde olduğu söylenebilir. Aksayan yanlarına rağmen konusu ve edebi/felsefi derinliğiyle izlenmesi gereken bir yapım İçimdeki İnsan.

» İçimdeki İnsan film sayfası

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları

Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır