Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

Dead Man / Ölü Adam

Başak Tuncel Yazıları

"Tercihen ölü bir adamla yolculuk etmemelidir."

Wanted! William Blake

Ölüler diyarı; Hades'in yeraltı ülkesidir. Şamanlar için de buna benzer bir anlam taşır. Her ölümlünün yolu oradan geçecektir. Yolculuk trende başlar. Ateş ırmağından, unutuş ırmağına ve kutsal ırmağa uzanan suların ve göklerin hakimi olduğu bu yolculukta William Blake rolünde Johnny Depp'i izliyoruz.

William Blake, Dickinson Madencilik'te çalışması için bir mektup alır ve Cleveland'daki evinden uzağa, Batı Amerika'ya gitmektedir. Trende başlayan bu yolculuk oldukça gariptir. Trenden, dışarıda otlayan Bufalo sürüsüne ateş alınması, Bufalo katliamı açılışıyla bellekte iz bırakıyor. Bufalo katliamı, Amerika yerli tarihine damgasını vurmuş bir olaydır. Kızılderilileri yok etme amacıyla öldürülen hayvanlar, tarihte kara bir sayfa... Trende Blake'in karşısında oturan yüzü karalara bulanmış bir adam... Ona şöyle der :

 " Dışarıya bir bak, bu sana sandalda olduğun zamanı hatırlatmıyor mu ve sonra geç vakitte uzanmış tavana bakıyordun ve kafandaki su penceredeki manzaradan pek farklı değilken kendi kendine şöyle demiştin; sandal yerinde durduğu halde, nasıl oluyor da manzara akıp gidiyor?"

William Blake İngiliz şair, sanatçı; yaşadığı dönemin çok ötesindeki eserleriyle bilinir. İlk akla gelen yapıtı bu filmle de bağlantısı olan "Cennet ve Cehennemin Evliliği'dir."

Cehennem Meselleri

Ekim zamanı öğren,

hasat vakti öğret,

kışın keyfine bak.

Arabanı ve sabanını ölülerin

kemikleri üzerinde sür.

Aşırılığın yolu bilgeliğin sarayına varır.

Sağgörü, Yeteneksizliğin kur yaptığı

zengin ve çirkin bir kız kurusudur.

Arzulayan ama eylemeyen,

hastalık üretir.

Biçilmiş solucan sabanı affeder.

Suyu seveni ırmağa daldır.

Budala ile bilgenin gördüğü

ağaç aynı değildir.

Yüzü ışık saçmayan asla bir yıldız olamaz.

Sonsuzluk, zamanın nimetlerine aşıktır

Meşgul arının kedere vakti yoktur.

Budalalığın zamanı saatle ölçülür,

bilgeliğinkini hiçbir saat ölçemez.

Tüm sağlıklı besinler ağsız ya da kapansız yakalanır.

Kıtlık zamanında sayıyı,

ağırlığı ve ölçüyü kaydet.

Hiçbir kuş sadece kendi kanatlarıyla çok yükseğe

uçamaz.

Ölü bir gövde yaraların öcünü alamaz.

En yüce edim, kendinizden önce başkasını düşünmektir.

Budala kişi budalalığında diretseydi, bilge olurdu.

Budalalık hilekarlığın maskesidir.

Gururun pelerini Utançtır.

Hapishaneler Yasanın’ taşlarıyla inşa edilir,

Kerhaneler Dinin tuğlalarıyla.

Tavuskuşunun kibri Tanrının görkemidir.

Keçinin şehveti Tanrının cömertliğidir.

Aslanın gazabı Tanrının bilgeliğidir.

Kadının çıplaklığı Tanrının yapıtıdır.

Kederin aşırısı güler.

Neşenin fazlası gözyaşı döker.

Aslanların kükremesi, kurtların uluması,

fırtınalı denizin öfkeden kabarması

ve yok edici kılıç,

insan gözünün göremeyeceği sonsuzun parçalarıdır.

Tilki kapanı suçlar, kendini değil.

Zevk döller. Keder doğurtur.

Erkek aslan postu, kadın koyun kürkü giysin.

Kuşa bir yuva, örümceğe bir ağ, insana dostluk.

Sırıtkan bencil budala ile somurtkan huysuz budala,

her ikisi de bilge sanılacaklar, ki

belki ve böylece bir güç olacaklar.

Şimdi kanıtlanan eskiden sadece hayal edilirdi.

Sıçan, fare, tilki ve tavşan,

kökleri gözler; aslan,

kaplan, at ve fil meyveleri gözler.

Sarnıç tutar, pınar taşırır.

Bir düşünce ummanı doldurur.

Düşünceni söylemeye daima hazır ol, alçak kişi senden sakınacaktır.

İnanılası her şey, hakikatin imgesidir.

Kartal asla, kargayı öğrenmeye boyun eğdiği zamanki kadar vakit kaybetmemiştir.

Tilki kendi geçimini sağlar, Tanrı ise aslanınkini.

Sabahları düşün. Öğlen vakti eyle...

William Blake

"Ölü bir gövde yaraların öcünü alamaz..."

William Blake (Johnny Depp) Dickinson Madenciliğe çalışmak için vardığında ona iş verilmez. Yeraltına inemez, yeraltı; maden bölgesiyle eş tutulmuş, fakat içinde bulunduğu makine kasabası da, yeraltından farklı değildir. Vahşiliğin kol gezdiği bu yerde canı sıkılan birbirini vurmaktadır, bu duruma alışması William Blake için zor olmayacaktır. Yardıma muhtaç birine yardım etmek bile burada sakıncalıdır. "Vahşi Batı" bir nevi cehennemdir, İngiliz şair William Blake'in düşsel cehenneminden pek de farklı değildir. Suç işlemek sıradanlaşmıştır. Yardım ettiği kadının ona kur yapması sonucu birlikte olurlar ve kadının nişanlısı onları basar, kadını öldürür. William Blake'de hiç düşünmeden tetiği çeker ve kadının nişanlısını öldürür fakat kendisi de beyazların kurşunundan nasibini almıştır. Baygın halde onu, Nobody adlı kızılderili bulur, yarasını iyileştirir. Blake, ne ölüdür ne  de diri ve onun ruhsal yolculuğu bu noktada başlar.

Nobody ve William Blake'in birbirlerine adlarını söyleyip tanışmaları sonucunda aralarında bir dostluk başlar fakat William Blake, bir şair olduğunu hatırlamayacaktır, şiir yazmaktan bile haberi olmayan bu adam, Nobody ile olan diyaloglarında Nobody'nin onu ısrarla şair olarak nitelendirmesi sonucunda , artık ünlü bir şair olduğuna ikna olur öyle ki onun peşinde olan tetikçileri vururken de buna inanmıştır. Kendisini William Blake olarak tanıtır. "Şiirlerimi bilir misiniz? Diye sorar, kendisini öldürmek isteyen adamı öyle vurur. Burada Festinger'in bilişsel uyum kuramının izlerini görüyoruz. Bu kuramda temel olan insanın dış dünyayla olan ilişkisini, insanların diğerleriyle olan ilişkisi yönlendirir. Kişi kendi düşünce değerlerine tezat değerlerle karşılaştığında kendi değerlerini koruma altına almak isteyecek ve çelişkiye düşecektir. Kendisinin şair olduğunu bilmeyen buna inanmayan William Blake'in de durumu bilişsel çelişkiyle açıklanabilir. Artık azılı bir katile dönüşmüş olsa da onu, zamana damgasını vuran bir şair olarak izlemeye devam ederiz. Cephanelerin başpiskopos tarafından onaylı olması da filme ayrı bir hava katıyor. Jim Jarmusch savaş karşıtı duruşunu mükemmel bir savaşın içinden parlatıyor. "Senin gördüğün İsa'nın düşü benim mistik düşümün tam karşıtıdır."

Nobody'nin görevi şair William Blake'i  bu cehennemden, geldiği yere geri göndermektir. Ruhun kurtuluşu bu şekilde gerçekleşecektir. Nobody: "Mistik düşlerin peşinde koşmak ulvi bir lütuftur William Blake, bunu becerebilmek için insan aç ve susuz yol almalıdır. Tüm kutsal ruhlar oruç tutanları taktir eder. Yolculuğa bu şekilde hazırlanmak gayet iyidir." Derken de ruhun kurtuluşunu imliyor. William Blake'in gözlükleri olmadan net görmesi ise gözlerindeki perdelerin kalkması gerektiğine işaret ediyor. Kurukafaya dönüşen yüzüne değinmiyorum bile. Ormanda vurulmuş bir ceylanın kanını yüzüne süren Blake, ceylanın yanına kıvrılıp ona sarılıyor. Bütün bu vahşiliğin içinde karizmatik bir tablo.

Nobody'nin, William Blake için sarfettiği şu cümleler akla kazınan cinsten:

"Seni sulardan yapılmış köprüye götüreceğim. Aynaya! Ondan sonra dünyanın bir sonraki katına çıkarılacaksın. William Blake'in geldiği yere. Ruhunun ait olduğu yere. Denizin gökyüzüyle buluştuğu yerdeki aynadan geçip, geriye döndüğünden emin olmalıyım."

Tekrar tekrar vurulan Blake, Nobody'nin yardımıyla bir kanoya biner. Vahşi Batı'dan ya da cehennemden ya da yeraltından uzağa... Kızılderililerin ruhunu arındırması sonucunda Blake, artık kutsal ırmağa hazırdır. Kano ırmağın sonsuzluğuna doğru açılır.

" Bazıları doğar sonsuz geceye..."  Ya da: "Hiçkimse!"

William Blake, hala aranıyor!

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları

Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır