Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

“Bir aile filmi”: Mutlu Kuzular

Okan Toprak Yazıları

Göçmen sinemasının son örneği olarak duran Mutlu Kuzular/Von Glücklichen Schafen, ikinci ve üçüncü kuşak göçmen bireylerden oluşan Almanya’daki Türk bir ailenin parçalanma ve yeniden bir araya gelme çabalarını anlatan bir film. Daha önce göçmenlik deneyiminin farklı hallerini politik bir bağlamdan anlatan yapımlarıyla tanınan göçmen sinemacılardan Kadir Sözen,  senaristliğini, yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlendiği son çalışmasında, yalnız bir anne ve iki çocuğu üzerinden bir aileyi merkezine alıyor.

Açılışını bildik bir şablon olan  “mutlu aile”yle yapan film, anne Elmas ve sevgiyle üzerlerine titrediği iki çocuğu, 16 yaşındaki Can’ı ve küçük kız kardeşi Sevgi’yi, bir doğum günü sekansıyla izleyicisine tanıtıyor. Aralarındaki sevgi ve bağlılık ilk bakışta dikkat çekiyor. Geceleri çalışıp gündüzleri evi ve çocuklarıyla ilgilenen anne Elmas, çocuklarına iyi bir gelecek sunabilmek adına canını dişine takıyor. Ergenliğin verdiği değişimle cinselliğini keşfetmeye başlayan Can, yavaş yavaş kimliğini oluşturuyor. Ailenin en küçüğü Sevgi, annesinin ona okuduğu kuzu masalıyla büyüyor. Her şeyin başta sunulan şablona göre rutininde ilerlediği film, alttan alta bunun bir yanılsama olduğunu izleyicisine hissettiriyor ve kopacak fırtınaya hazırlıyor.

Her şeyin tersine döndüğü ve mutlu ailenin bir anda parçalanma sürecine girdiği kopuş, doğum günü armağanı olarak ilk cinsel deneyimini yaşamak üzere geneleve giden Can’ın, burada seks işçiliği yapan annesini görmesiyle başlıyor. O ana kadar sırrını başarıyla saklayan Elmas, apansız bu karşılaşmayla tepkisiz kalıyor. Bu anda atmosferdeki gerilimi harekete döken yönetmen Sözen, karakterini iç mekândan dış mekâna çıkararak soluksuz koşan Can’ı kadraja yerleştiriyor; annenin tepkisizliğini oğulun harekete taşan tepkisiyle dengeliyor. Yüzleşemeyeceği bir gerçekle baş başa kalan Can, anlatamadığı sırrının yükü altında kaldıkça biriktirdiği öfkeyi büyütüyor. Bu öfke, en nihayetinde kaynağı olan anne üzerinde kendini dışa vurarak şiddet biçiminde harekete dönüşüyor. Elmas, çaresizliğinin altında ezilen Can’ın tekmelerine karşı yine tepkisiz kalıyor. Bu yüzleşme aileyi tamamen parçalıyor, Sevgi’yi yanına alan Can evi terk ederek bir zamanlar bu sırrı öğrenip sessiz kalmayı tercih eden dedesine zorunlu misafir oluyor.

Elmas ise bu yüzleşmeden sonra değişmeye başlıyor ve daha muteber bir hayata adım atıyor. Önceki işinden keskin bir dönüşle kilisede temizlik işçiliğine başlayarak hem gerçek hem de simgesel anlamda bir arınma sürecine giriyor. Bu tavrı şüphesiz çocuklarının, özellikle de Can’ın güvenini tekrar kazanarak kendisini onlara yeniden kabul ettirme çabasından kaynaklanıyor. Olan biteni anlayan dedesi ve yakın arkadaşının yardımıyla durumu kabule geçip yüzleşmeye başlayan Can, son kertede annesiyle de yüzleşerek bir ölçüde onu affediyor ve bu deneyimden olgunlaşarak çıktığını belirten bir tavırla yeniden eve dönüyor. Bu aşamada beklenmedik bir hamleyle bambaşka bir yöne evrilen film, hikâyeyi umulmayan bir noktaya taşıyarak adeta “günahlarının bedeli” olarak anneyi cezalandırıyor. Beklenmedik final, hikâyenin bütünüyle çelişerek onu parçalıyor, başlangıç anıyla ilişkilendirilmesi zor bir başka yerde onu sonlandırıyor.

Mutlu Kuzular, dramatik çatısı daha iyi kurulabilecekken bunu yapmaktan imtina eden güçlü bir hikâyeye sahip. Senaryo bütünlüğünü yakalayabilse elindeki malzeme daha iyi işlenebilir olacak ancak, hikâyeyi bağladığı final bölümüyle bunu başaramıyor. Başladığı yerden koparak gücünü yitiriyor. Geçmişi ve seçimlerinin nedeni hakkında özellikle bilgi vermediği Elmas’ın anlaşılabilir olmasını zorlaştırıyor. Onun ahlaki normlar açısından muteber alana geçişindeki atikliği, seks işçiliği yapma nedenleri hakkındaki soru işaretlerini çoğaltıyor. Her ne kadar Can’la Elmas arasındaki çatışmayı başarıyla kurulmuş olsa da, Elmas hakkındaki bilinmezlikler, beklenmedik finalle hikâyenin iyiden iyiye zayıflamasına neden oluyor.

Öte yandan Mutlu Kuzular’ın, temsile soyunduğu ikinci ve üçüncü kuşak göçmen Türklerin bugünün Almanya’sındaki yaşam deneyimleri hakkında söyledikleri inandırıcı ve gerçekçi yapısıyla göze çarpıyor. İlk kuşak Türklerden Almanya’da doğup büyümüş Türklere, geçen zaman içinde nasıl bir seyir izlenmiş olduğu hakkında nitelikli bilgiler veriyor.

» Mutlu Kuzular film sayfası

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları

Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır