|
Antalya Altın Portakal Film Festivali, geçtiğimiz günlerde yarışma yönetmeliğindeki bir değişikliği basın bülteniyle kamuoyuna açıkladı. Aslında uzun zaman önce yürürlükten kaldırılan bir maddeyi tekrar işler hale getirdi demek daha doğru olacak. Festivalden yapılan açıklamaya göre maddenin eski ve yeni hali şöyle:
"47. Festivalde yarışacak filmler için yönetmelik maddesinde “başka bir ‘ulusal yarışma’da ‘en iyi film’ dalında ödül almamış, herhangi bir ulusal TV kanalında (pay TV kanalları dahil) gösterilmemiş ve DVD baskıları satışa sunulmamış olmalıdır” ibaresi yer alıyordu.
48. Festival ve sonrası için yapılan düzenlemeyle maddenin bu bölümü şu şekli aldı: “Yarışmaya başvuracak filmler, yurtiçinde yapılan ulusal ya da uluslararası hiçbir yarışmaya katılmamış, herhangi bir ulusal TV kanalında (pay TV kanalları dahil) gösterilmemiş ve DVD baskıları satışa sunulmamış olmalıdır.” "
Altın Portakal yönetimi festivalin geleceği ve sağlığı açısından çok önemli ve doğru bir karar almış. Bu kararın olumlu sonuçları 48. festivalden itibaren kendisini gösterecektir. Dört-beş yıllık bir aradan sonra tekrar Antalyalılar tarafından düzenlenmeye başlayan Altın Portakal Film Festivali, güncel siyasetin, hamasetin ve rantın ipoteğinden kendini kurtarma yolunda iki yıldır sürdürdüğü çabalarını ileriye taşıyacak bir adım daha atmış bulunuyor. Elbette Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin izleyicisine ve konuklarına taptaze filmler izletme kaygısı anlayışla karşılanmalıdır. Festivalin geçmişten kalan bazı aksaklıklar ve alışkanlıklar konusunda tavır sergilemesinden daha doğal bir şey de olamaz.
Film festivallerinin kalıcı olabilmesinin en temel unsuru diğer tüm sanat etkinliklerinde de olduğu gibi bir "kimlik" sahibi olabilme becerisidir. Uluslararası ya da ulusal olmak bir festivalin başarısını ölçmede birincil kriter olamaz.
Altın Portakal 47 yıllık geçmişinde, (son yıllardaki rötarları saymazsak) kendine bir "kimlik" oluşturabilmiş ender festivallerimizdendir. Sözünü ettiğimiz bu kimliğin en temel ögesi: yerelliktir. Altın Portakal bütün dünyada örneklerine rastlanılan ulusal kimliğe sahip film festivallerinin Türkiye'deki yegane karşılığıdır. Bu yüzden bilumum nebatat ve hayvanat ismine sahip diğer festivallerle karıştırılmamalıdır. Bütün "Ulusal Sinemalar" yılda bir kez büyük bir sinema şenliğinde biraraya gelirler, gövde gösterisi yaparlar (gövdeleri ne kadar heybetliyse), ulusal film endüstrisi ve ekonomisinin sorunlarını tartışırlar. Türkiye'de Altın Portakal kimi seneler bu işlevi yerine getiremediyse, bu ne Antalya'nın ne de festival kimliğinin suçudur. Daha ziyade mevcut insan malzemesi ve güncel politika gibi kavramlarla açıklanacak bir sorundur. Yerel ve yerinde yönetimin güçlenmesiyle doğru orantılı olarak Altın Portakal da kendi kimliğinin içini gerektiği gibi dolduracaktır.
Altın Portakal, Türkiye'nin yalnızca en eski ve en köklü film festivali değil aynı zamanda kültür yönetimi (cultural management) tarihinin de önemli fenomenlerinden birisidir. Türkiye'de yerel yönetimin kültür ve sanat alanının aktörü haline gelişinin sembollerindendir. Bu özellikleriyle üniversitelerin Kültür ve Sanat Yönetimi eğitimi veren bölümleri için önemli bir saha çalışmasıdır.
Altın Portakal'ın "kafa kağıdı" eskidikçe bütün hatalar, yanlışlar, üzücü olaylar da birer birer unutuluyor. Daha bir kaç yıl öncesine kadar dayaklar, kavgalar, boşa saçılan milyonlarca lirayla anılan Altın Portakal, olgunluğuyla, Türk Sinema Tarihi'nin yarısından fazlasına tanıklık edişiyle, eski dostun düşman olmayacağını bir kez daha kanıtlıyor bizlere. Su akıp yatağını buluyor. Yeter ki, tepeden inme birileri festivale "sahip" çıkmasın, yeter ki kimse festivali "Türkiye'nin tanıtımında önemli bir marka" haline getirmeye çalışmasın, yeter ki kimse portakalı "uluslararası bir festivale" dönüştürmeye talip olmasın. Yeter ki kimse akıl hocalığına soyunmasın. Antalya bunların hepsini nasılsa başaracaktır. Üstelik bunu devlete, millete tuzluya malolmadan yapacaktır. Hayatta her şey para değildir, bazen hizmet karşılık beklemeden de yapılır. Aklıma Rüçhan Çamay'ın "Gönlüm Çok Zengin" adlı şarkısının sözleri geldi: "Milyonlara değişmem, seninle bir tek günü, mutluluktan coşarım, görünce güldüğünü" diyordu... |