Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok

Sema Fener Yazıları

Film başta “En İyi Yabancı Film” dalında OSCAR, Golden Globe ve Avrupa Film Ödülü olmak üzere değişik kategorilerde birçok ödüle hak kazanmış veya aday gösterilmiştir.

Erich Maria Remarque’ın 1929 tarihli romanından uyarlanan bir film.

Kitap daha önceleri 1930 ve 1979 yıllarında olmak üzere iki kez daha filme uyarlanmış.

Kitap okuyucuya Birinci Dünya Savaşı'nın son iki yılında siperlerdeki sıradan bir askerin gerçek yaşamını sunuyor. Hikâyenin anlatıcısı Paul Baumer gibi Remarque'ın kendisi de bir Alman askeriydi. Alman yenilgisini takip eden on yıl boyunca da depresyondan kurtulamadı. Kitap İngilizce’ye çevrildikten sonra kısa sürede en çok satanlar listesine girdi ve filme çekildi.

Bununla birlikte, Remarque'ın çalışmalarına verilen tepkilerin hepsi olumlu değildi. Almanya'da yaşlılar savaşın ve kendi kuşaklarının yarattığı olumsuz portreden nefret ediyorlardı. 1933'te Alman Nazi rejimi, kitabı yasakladı ve yaktı. Filmin gösterimi bile Berlin'de tartışmalarla yol açtı, ardından Almanya'da yasaklandı.

Remarque'ın kitabı ölümle dolu olsa da Remarque’a göre savaşın gerçek trajedisi, savaştan eve dönen ve toplumdaki rollerine devam etmekte zorlanan askerlerin yaşadığı bunalımlardı. ‘Savaş Sonrası Psikotik Travma’ durumu Amerika’da Vietnam Savaşı sonrası eve dönen askerlerde de çok sık görülmüş ve bu askerlerin hikayeleri birçok filme konu olmuştu. 

Remarque, kitabında çevre tanımlamaları, anlatım stili, diyalog tonu, modern savaşın tanımları ve ironi kullanımı aracılığıyla, Birinci Dünya Savaşı'nın bütün bir neslin hayatını nasıl derinden değiştirdiğini gözler önüne sermeyi başarmıştır.

Remarque'ın hikayesi bir Alman askerinin hikayesi olmasına rağmen, siperler ve savaşlar hakkındaki açıklamaları ulusal sınırları aşar, evrenseldir. Siperlerde savaşın başlamasını bekleyen gergin, klostrofobik saatler, askerlerden yiyecek çalan devasa fareler, savaş alanında sakat yatanlar, cesetler, normallik havasına bürünen savaşın günlük dehşetleri. Bunlar Birinci Dünya Savaşı'na katılan tüm askerlerinin deneyimleridir.

Hikâyenin anlatıcısı, genç bir Alman piyade askeri olan Paul Baumer'dir.  Hikayesini sade bir dille, kısa cümlelerle ve şimdiki zamanda anlatır. Remarque, kitabı kısa bölümler halinde yapılandırmıştır. Baumer’in savaşı parçalar halinde deneyimlemesi gibi, okuyucu da parçalanmış bölümlerin yavaş yavaş birikmesiyle savaşı anlamaya başlar. Kitabın yapısı birçok yönden bir kolajı andırır.

Remarque kitabında Birinci Dünya Savaşı askerlerinin yaşadığı bu savaşta, ilerde insan oğlunun karşılaşacağı yeni bir savaşın ipuçlarını da verir. Bu savaş, makineli tüfeklerin, tankların, sofistike patlayıcıların, uçakların ve zehirli gazların kullanımının bir provası gibidir. Teknoloji taktikleri geride bırakarak Avrupalıların şimdiye kadar gördüğünden çok daha büyük ölçekte savaş kayıplarına neden olur.

Roman gibi filmin de ana teması, bireyin kontrolü dışındaki güçlere karşı mücadelesidir: teknoloji, kurumlar, politika, sosyal sözleşmeler, hastalık ve ölüm. Askerler kısa sürede bir otomata dönüşürler ve savaşmaktan çok ölümden kaçınmaya çalışırlar.

Yaşamanın ya da ölmenin, kişinin bir asker olarak hüneriyle değil, daha çok şartlı bir refleksle ilgisi olduğu çabucak öğrenilir. Baumer, giderek daha fazla arkadaşı öldürüldükçe, ölümün topçu mermileriyle ve bombalarla uzaktan geldiğini görür. Yani Bireyselliğe karşı Makine...

Hikâyede olumlu değerini koruyan tek unsur, yoldaşlar arasındaki dostluktur.

Bu savaşın kaçınılmaz sonucu yabancılaşma ve yalnızlık içinde boğulan kayıp bir genç nesil yaratmak olur. Savaşa katılan herkes ölür, bedenen ya da ruhen, kimse savaştan sağ çıkamaz…

Film, bazı eleştirmenlere göre bugüne kadar yapılmış en iyi Birinci Dünya Savaşı filmi.

Yorum toplayıcı web sitesi Rotten Tomatoes'ta, 162 eleştirmenin %89'unun olumlu not verdiği film böylece ortalama 8.1/10 puan toplamış. Ağırlıklı bir ortalama kullanan  Metacritic, filme 37 eleştirmene dayanarak 100 üzerinden 76 puan vermiş.

Filmde romandaki anlatım tarzı olan birincil tekil şahıs anlatımı terk edilerek paralel kurguya dayanan bir anlatım kullanılmış. Bazı eleştirmenler bu tarzın filmsel anlatıma daha uygun olduğunu vurgularken bazıları da romandan uzaklaşıldığı gerekçesiyle eleştirmişler.

The New York Times için yazan Ben Kenigsberg, filmi 1930 versiyonun’dan daha az etkileyici bulan bir yazı kaleme almış.

Ama tüm eleştirmenlerin birleştiği nokta, filmin muhteşem görüntülerden oluşan görsel bir şölen olduğu. Etkileyici, ezici ve yorucu bir görsellik olsa da...

Benzer şekilde filmin müziği de beğeni toplamış ve görsel anlatıma büyük katkı sağladığı vurgulanmış.

All Quiet on the Western Front – Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok
2022 / 147’ / $20 milyon.
Yönetmen: Edward Berger
Senaryo: Edward Berger, Lesley Paterson, Ian Stoklell
Oyuncular: Felix Kammerer, Albrecht Schuch, Daniel Brühl
Görüntü Yönetmeni: James Friend

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları

Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır