Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

Türkiye'nin televizyon dizileri

Sema Fener Yazıları

Türk dizi hikayeleri genellikle kadın ve erkek odaklı olarak ayrışıyor. Çoğunlukla erkek egemen evrenler kurulmuş. Erkeklik hikâyelerinde savaş, çatışma ve şiddet ön planda. Erkek odaklı dizilerde toplam görünürlüğün üçte ikisi erkek karakterlere ait. Kadın karakterler ise kalıplara sıkışıyor. Genç kadın karakter sayısı genç erkek karakter sayısının iki buçuk katı. Erkek karakterler, daha geniş bir yaş aralığında rol alabiliyor.

Ağlama / hüzün içeren sahnelerin yüzde yetmiş üçü kadınlar için, şiddet ve tehdit içeren sahnelerin yüzde yetmiş dokuzu erkekler için yazılmış. Pembe dizi ile mafya dizisi karışımı diziler izliyoruz ekranlarda; 'Pembiş Mafya' dizileri… Çok erdemli gördüğümüz karakterler bir anda acımasız bir zorbaya dönüşebiliyor. Bazılarında bir şarjörlük tarama ile aynı anda tek başına on kişiyi kaygısızca öldüren karakterler övgülerle karşılanıp halk kahramanları olarak sunuluyor.

George Orwell’in ifade ettiği gibi “Artık bu ülkede suç işlenmiyor çünkü kanunlar kaldırıldı.” Bizim dizilerde de durum böyle; artık suç, suç değil. Hiçbir kanuni müeyyidesi yok. Eğer kötücül bir bakış açısıyla bakarsak bu dizilerin belirli bir amaca göre hareket ettiğini düşünebiliriz; şiddeti legal hale getirme. Gerektiğinde şiddet mübahtır; hele bir kadın söz konusuysa. Daha naif bir bakış açısıyla yaratıcılıktan uzak beyinlerin kolay yola sapıp birbirlerini kopyalamasının ürünü diyebiliriz.

Şu anda televizyonlarda izlediğimiz dizilerin çoğunda erkek kahramanlar iki eşli ve olağan dışı bir şey yokmuş gibi sunuluyor bu durum. Yine aynı mantıksal kurgu ile yukarıdaki öngörüleri tekrarlayabiliriz. İyimser bir bakış açısıyla bu durum entrikayı geliştirmeye yardımcı oluyor ve hikâyeyi ilerletiyor ama kötücül bir bakış açısıyla bakarsak sanki gizli bir el çok eşliliği legal hale getirmeye çalışıyor gibi... Karakterlerin neredeyse hepsi ilgisiz ve sevgisiz ailelerin yetiştirdiği mutsuz çocuklar. Çocuklukta yaşadıklarının ürettiği travmalardan kurtulamıyorlar.

Ama dizilerimizin bazı eğlenceli tarafları da var. Bazen bir kadın karakter bir erkek karaktere bir gol atıyor; kibir abidesi holding patronunun çok sevdiği veliahtı, oğlu, meğerse kendi oğlu değilmiş!

Dizi karakterlerinin en sevdiği iki replik; “gerçeklerin er geç ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır” ve boş tehditler savurmadan önce söylenen “sen benim kim olduğumu biliyor musun?” klişesi. En sevdikleri kelime ise “hadsiz” sıfatı. Çoğu insanımız için normal ve gerekli bir uygulama olarak kabul edilmiş sokak kapısından eve girerken ayakkabıların çıkarılması da bir ritüele dönüşmüş durumda. Senaryo literatüründe “Business – Özel Eylem” olarak geçen ve genellikle süreyi uzatmak veya bağlantı sağlamak için kullanılan bu tarz, araba kullanmak, içki içmek, kitap okumak gibi, dolgu sahneleri iyi kullanılırsa tekrarlandığında bir “GAG-Güldürü” unsuru da olabilir. Ama bizim dizilerde ilave bir işlevi daha var; aileler arasındaki muhafazakarlık konumunu da tanımlıyor.

Mobilyalarda önemli bir tanımlama aracı mütedeyyin ailelerin evlerinde salonları süsleyen, yeni Türkiye'nin zenginlerinin Araplar'dan esinlenme zevkini yansıtan, ipek kumaş kaplı, altın varak süslemeli, debdebeli koltuk takımları, devasa kristal avizeler var. Modern ve laik ailelerde ise daha basit ve stilize mobilyalar. Su sihirli bir iksir; her başı sıkılan, fenalık geçiren karaktere “otur bir bardak su iç” deniyor. Evlilik törenlerinde önce muhakkak davullu zurnalı bir kız alma, sonra çalgılı, şarkılı, danslı kına töreni olmalı. Karakterler sıklıkla başka karakterlerin konuşmalarına kulak misafiri olarak öğrenmemeleri gereken sırları öğreniyorlar. Doğal olarak bu dizi hikayesini ilerletmek için işlevsel bir yöntem olarak kullanılıyor.

Tüm diziler aynı şablon üzerine inşa ediliyor. Birini al, bir iskelet çıkar. Sonra bu iskelet için farklı karakterler, yani görünüş, isim, yaş vs. gibi fiziksel özelikleri farklı karakterler oluştur, ama kafa yapıları aynı kalsın ve biraz değişik ama esasta aynı bir hikâye yarat al sana yeni bir dizi. Mekân önemli değil zaten yapım şirketleri mekanları senelik kiralıyormuş. Salondan yukarı çıkan, aşağı inen merdivenler, büyük bahçeler, bu bahçeye girip çıkan siyah arabalar, ne işe yaradığı belli olmayan, ayakta dikilen siyah takım elbiseli korumalar. İzleyici izlemeye biraz ara verse döndüğünde hangi diziyi izlediğini rahatlıkla karıştırabilir. Tüm bir sezon boyunca tek bir dizi izlendiğinde tüm bu hususlar bir sorun teşkil etmez diziyi zevkle izleyebilirsiniz ama birden fazla dizi izlendiğinde hepsinin birbirlerine ne kadar benzediğini fark ediyorsunuz.

Tabii ki tüm dizileri bu şekilde kategorize edemeyiz. Son derece yaratıcı ve özgün dizilere de rastlanıyor televizyonlarımızda. Bu dizilerin de sorunu, eğer dizi gereksiz uzarsa ana temadan uzaklaşıp popüler kalıplara sığınmaları. Türk televizyon dizilerinin gerek oyunculuk gerekse teknik açıdan hiçbir eksiği yok. Oyunculuk çok başarılı ve her yaştan geniş bir oyuncu yelpazesi var. Teknik anlamda bir zamanlar önemli bir sorun olan ses sorunu artık yok. Dünya sinemasında kullanılan görsel anlatım tekniklerinin hepsi kullanılıyor. Görsel efektler, ilginç jenerikler, sahnelerin içeriğine göre seçilen ve izleyicinin duygularını tetikleyerek anlatıma katkı sağlayan renk baskınlıkları vs. gibi post prodüksiyon teknikleri başarı ile uygulanıyor. Görüntüleme de başarılı; netlik derinliği değişimleri, değişik kamera açıları, ilginç kadrajlar, alttan-üstten çekim, zoom- in, zoom-out gibi kamera çekim teknikleri, drone çekimleri vs. dizilerde artık sıklıkla yer alarak anlatımı zenginleştiriyor.

Bir teselli olarak, televizyonların gündüz kuşaklarında yayınlanan “Kadın Programları” yanında dizilerin getirdiği ahlak erozyonu masum kalıyor diye sevinebiliriz. Neticede her dizi – bazıları her ne kadar gerçek hayattan alınmıştır diye kendini sunsa da – bir “fiction- kurmaca” dır, “realite -gerçeklik” değildir.

Dip not: İstatistikler TÜSİAD tarafından gerçekleştirilen “Türk Dizilerinde Kadın” araştırmasından alınmıştır.

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları

Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır