Haftanın Yeni Filmleri 04.05.2012  (Dünyadaki ilk ticari vizyonu: 04.05.2012 - Türkiye)

» Sinemalar ve Seanslar
 

İmre Azem
 

 

Ekümenopolis
Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir
Ekümenopolis: City Without Limits
1980’lerde dünya ekonomisinde yaşanan neoliberal değişim ve buna paralel olarak hız kazanan küreselleşme süreci, bütün dünya kentlerinde köklü bir değişimi beraberinde getirdi. Finans merkezli bu yeni ekonomik yapılanmanın kentsel alanları bir sermaye üretim aracı olarak görmesi sonucu gelişmekte olan ülkelerin kentleri bu süreçten derinlemesine etkilenmekte. Köklü bir planlama geleneğinin zaten olmadığı İstanbul’da, neoliberalizmin insan yerine kentsel rantı ön plana çıkartan yaklaşımı maalesef yöneticilerimiz tarafından şuursuzca uygulandı, herkes bu yağmada kendine bir pay kapma peşine düştü ve sonuçta ortaya insan yaşamını tehdit eden sorunlar yumağıyla debelenen 15 milyonluk bir megakondu çıktı. Özellikle son 10 yılda, Dünya Bankası’nın raporlarında öngördüğü gibi İstanbul’un kimliği sanayi kentinden finans ve hizmet kentine dönüşüyor ve İstanbul diğer dünya kentleri ile bir yarışa soyunuyor. Bu yarış yabancı sermayeyi çekme yarışı. “Yatırım için en karlı kent burası” diye pazarlanıyor İstanbul. Bu “çekicilik” bir yandan sermayenin önünü açmayı, kentsel mekanların inşaasında kamusal yararı gözeten hukuksal denetimleri ortadan kaldırmayı hedeflerken, aynı zamanda buna paralel olarak kentin kullanıcılarında da bir değişimi öngörmekte. Kentin inşaasında ve bir sanayi merkezi olmasında alın teri olan emekçi kesimin, tüketici odaklı yeni finans ve hizmet kentinde yerleri yok. Peki nedir bu insanlar için öngörülen? İşte “kentsel dönüşüm” denen olgu da tam burada devreye giriyor. Yeni kanunlarla eskiden tasavvur bile edilemeyecek yetkilerle donatılan TOKİ ve belediyeler, özel yatırımcılarla işbirliği içinde kentsel toprağı bu yeni “vizyona” doğru dönüştürmeye çabalıyorlar. Arkalarında ellerini kavuşturan uluslararası sermaye, ellerinde paftalar, kafalarında metrekareler, kat emsalleri, mahalleleri yıkıyorlar, gökdelenler dikiyorlar, otoyollar yapıyorlar, alışveriş merkezleri açıyorlar. Peki kime hizmet ediyor bu yeni mekanlar? İstanbul’da gelir dağılımındaki uçurum gitgide mekana da yansıyor, mekansal ayrışmadan besleniyor. Bir tarafta varsıllar kendilerini güvenlikli sitelere, rezidanslara, plazalara kapatırken, diğer yandan kentin çeperlerinde insan deposu olarak tasarlanmış TOKİ konutlarında yeni yoksulluk döngüleri insanları çaresizliğe umutsuzluğa sürüklüyor. Peki gelecek kuşaklara bırakılan bu toplumsal mirasın sorumlusu kim? Her yapılan otoyolun giderek kendi trafiğini yarattığı bilimsel gerçeğini görmezden gelerek yapılan tünellere, kavşaklara, viyadüklere milyarlarca lira çarçur edilirken, İstanbul 2010’da hala tek hatlı, topu topu 8 duraklı bir metro “ağı” ile yetinmek zorunda kalıyor. Toplu ulaşıma ve raylı ve alternatif ulaşım sistemlerine yeteri kadar kaynak ayrılmadığından, insanlar saatlerce trafikte eziyet çekiyor, milyarlarca liralık “zaman” egzoz dumanında uçup gidiyor. Peki yöneticilerimiz çözüm için ne yapıyorlar? Evet bildiniz: daha çok yol! 15 milyonluk bu kentte her şey o kadar hızlı değişiyor ki, plan yapmak için kentin bir fotoğrafını çekmek dahi mümkün olmuyor. Planlar daha yapılırken eskiyor. Tam bir kronik plansızlık hali. Bütün bunlar olurken nüfus artmaya devam ediyor, ve kent gelişigüzel bir şekilde yayılıp batıda Tekirdağ’a doğuda Kocaeli’ne dayanıyor. Peki İstanbul’un gerçekten bir planı var mı? 1980’de ilk metropolitan ölçekli İstanbul planı yapıldı. Plan raporunda kentin coğrafyasının en fazla 5 milyon nüfusu kaldırabileceği yazıyor. O zaman nüfus 3.5 milyon. Bugün İstanbul’un nüfusu 15 milyon. 15 sene sonra 23 milyon olacak. Yani coğrafyasının kaldırabileceğinin neredeyse 5 katı. İstanbul bugün Bolu’dan su çekiyor, öteki taraftan bütün Trakya’nın suyunu çekiyor. Kuzey ormanları gözle görünür bir şekilde tahrip olurken, 3. köprü projesi İstanbul’un kalan orman ve su havzalarını tehdit ediyor. İki yakayı birleştiren köprüler, yarattıkları rant alanları ile kentlileri birbirinden koparıyor. Peki ya İstanbullular olarak biz bu yağmaya karşı ne yapıyoruz? Kentler toplumun aynası ise, İstanbul’a bakarak kendi toplumumuz için ne diyebiliriz? Gelecek nesillere nasıl bir İstanbul bırakacağız? Ekolojik eşikler aşılmış. Ekonomik eşikler aşılmış. Nüfus eşikleri aşılmış. Sosyal ahenk bozulmuş. İşte neoliberal kentleşmenin fotoğrafı: Ekümenopolis. Ekümenopolis İstanbul’a bütüncül bir yaklaşımı amaçlıyor, değişim kadar, değişimin altındaki dinamikleri de sorguluyor. Bizi yıkılmış gecekondu mahallelerinden gökdelenlerin tepelerine, Marmaray’ın derinliklerinden 3. köprünün güzergahına, gayrimenkul yatırımcılarından kentsel muhalefete, bu uçsuz bucaksız kentte uzun bir yolculuğa çıkartıyor. Uzmanlar, akademisyenler, yazarlar, mahalleliler, yatırımcılar, kentliler ile konuşacak, kente makro ölçekte bir bakışı grafiklerle izleyeceksiniz. Belki de yaşadığınız İstanbul’u yeniden keşfedeceksiniz ve umarız ki değişime seyirci kalmayacak, onu sorgulayacaksınız. Sonuçta demokrasi bunu gerektirir.
Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.
Yapım Yılı : 2011
Tarz * : Documentary
Süre : 88 dakika
Ülke : Türkiye Almanya
Yerli/Yabancı : Yerli
Yönetim : İmre Azem
Senaryo : İmre Azem
Müzik : Lari Dilmen, Nilüfer Ormanlı.
Görüntü Yönetimi : Egemen Şenkardeş, Sinan Büyükbaş, Uluç Ali Kılıç.
Kurgu : Eray İlhan, Arzu Volkan.
Sanat Yönetimi : Özlem Ölçer, Onur Güngör, Piero Masztalerz
Oyuncular : Haluk Sur, Mücella Yapıcı, Ali Ağaoğlu, Cihan Uzunçarşılı Baysal, Mustafa Sönmez, Yves Cabannes, Oktay Ekinci, Haluk Gerçek, Hüseyin Kaptan, Şükrü Aslan, Knut Unger, Hatice Kurtuluş.
Yapımcı Firma : Kibrit Film, Studio Hamburg.
Dağıtımcı Firma : M3 Film
Editör : (7/10)
IMDB Linki :

« Önceki Film  | Sonraki Film »

* Filmlerin tür bilgileri ülkesel ve bölgesel olarak tutarsızlıklar göstermektedir. Bu yüzden sayfalarımızda filmlerin tür bilgisine yer verirken en köklü ve güvenilir kaynak olan, dünyanın ilk olarak takip ettiği IMDB (International Movie Database)'yi kaynak olarak almaktayız. Bu alanlarda kullanılan İngilizce sözcükler tam karşılıkları olmamakla beraber şu anlama gelmektedir: Action-Aksiyon, Adventure-Macera, Animation-Animasyon, Biography-Biyografi, Cartoon-Çizgi Film, Comedy-Komedi, Crime-Suç/Polisiye, Drama-Dram, Documentary-Belgesel, Erotic-Erotik, Fantasy-Fantazi/Hayali/Ütopik, History-Tarihi, Horror-Korku, Music-Müzik, Musical-Müzikal, Mystery-Gizem, Porn-Porno, Romance-Aşk, Sex-Seks, Sci-Fi-Bilim Kurgu, Sport-Spor, Thriller-Gerilim, War-Savaş
** Sayfalarımızda görüntülenen filmlerin teknik bilgileri, fotoğraflar ve konuları bu filmlerin Türkiye temsilcilerinin ya da sahiplerinin açıkladığı verilerdir. Filmlerin açıklama ve tanıtım metinleri değiştirilmeden yayımlanmaktadır. Bütün bilgiler ve görseller firmalardan temin edilmektedir. Filmlerin orijinal isimlerinin yayımında ise en köklü ve güvenilir kaynak olan, dünyanın ilk olarak takip ettiği IMDB (International Movie Database)'yi kaynak olarak almaktayız.
Haftanın Yeni Filmleri | Arşiv Ana Sayfasına Dön

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları

Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır