Bu sayfada yeralan verilerin tamamı özgün içeriktir. Antrakt Sinema’dan izin almadan tamamı ya da parçası kopyalanamaz, kullanılamaz.

 

Grinin elli tonu

Başak Tuncel Yazıları

“Güç'ün tek bir kuralı vardır:

Duygu yoktur, huzur vardır
Cehalet yoktur, bilgi vardır
Hırs yoktur, sükunet vardır
Ölüm yoktur, güç vardır”

Mega sanayici zengin iş adamı Grey Şirketler Topluluğu’nun genç patronu Bay Grey, oldukça karizmatik, küstah, korkutucu ve zeki biridir. Kişisel özellikleri onun genç yaşta yakaladığı başarının bir parçasıdır. Dünyayı doyurmak isteyen bu adam için güç önceliktir. Gücü nasıl elde ettiği ve elinde tuttuğu insanların ilgi konusu olmuştur. Grey popüler bir genç girişimcidir. Popülerliğini, onun kusursuz dış görünüşü, yakışıklılığı özellikle de kendine olan özgüveni beslemektedir.

Ulaşılmaz olan Bay Grey ile bir röportaj ayarlamak bile oldukça güç iken,  bağışçısı olduğu üniversiteden editör Kate’in kararlı yapısı ve ısrarları sonucunda, Grey röportajı kabul etmiştir. Kate hastalandığı için, yerine en yakın arkadaşı Anastasia Steele gider. Bu röportaj Anastasia’nın hayatında dönüm noktası olacaktır.

Anastasia Steele, yirmili yaşlarında İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde okumaktadır. İçine kapanık, özgüvensiz, sıska ve pejmürde haliyle, Grey ile röportaj yapar. Kızın bu hali Grey’in gözlerinden kaçmaz ona değişik bir ilgi duymaya başlar. Grey’in karşı konulmaz üstünlüğü altında ezildiğini hisseden Anastasia’nın durumu, hâkimiyet altında kalan bireyin, teslimiyet gösterme zorunluluğu içinde yaşadığı ve bundan kurtulmak için çabaladığı utanç durumudur.

Grey, neyin doğru neyin yanlış olduğuyla ilgilenmeyecek kadar güçlü bir adamdır. Ahlaki kuralları önemsemez. İşlerin yürümesiyle ilgili yorumu şaşırtıcıdır. “İşin özü her şeyin iyi insanlara dayanmasıdır.”

Esrarengiz kişiliğinin yanında Grey’in oldukça ilginç zevkleri de bulunmaktadır. Anastasia uysal şaşkın haliyle, Grey’in karanlıkta kalmış zevk dünyasının içine yavaş yavaş çekilmeye başlar. Kızın karşı koyamadığı bu çekimi aşk olarak yorumlamasını onun daha önce hiçbir erkekle ilişki yaşamamış olmasına bağlayabiliriz. Duygusal yönden aşık olduğunu düşünmesi için ne de olsa bütün her şey sağlanmıştır: Yakınlık, bağlılık ve tutku… Anastasia için eğer bu üçünden biri yok olursa aşk biter. Aşk ilk önce samimiyetle başlar.

Grey ise aralarındaki ilişkinin hakimi konumundadır. İlişki anlayışı belirlidir: Gücünden taviz vermeden yaşamayı tercih eden bir adamın değişik cinsel isteklerinden ibarettir. Hiçbir kadınla samimiyet kurmayan Grey, Anastasia’nın bakire olduğunu öğrenmesiyle ona karşı yakınlık hissetmeye başlar. Cinsellikte kadının rolü ve bekaretin aşk ile ilişkisi ataerkil düzende heteronormatif bir yapıyı vurguluyor.

Heteroseksüelliği, sosyal norm olarak kabul eden bu görüş, bu tanımdan yola çıkarak, bu ikili cinsiyet sistemine ilişkin varılan sonuç; sistemin içinde bireyin biyolojik cinsiyetinin, cinsiyet kimliğinin, cinsiyet rolünün ve seksüel yöneliminin her bireyde aynı olduğunu düşünmemizi sağlıyor yani bu kavram, Queer teorilerinde kullanılan bir terimdir.

Queer, heteroseksüelliği sosyal norm olarak eleştiren, eşcinselliğe de eğilim gösteren bir yaklaşımdır. Queer teorisinin, toplumsal cinsiyet araştırmalarında ne ölçüde kabul edildiğini, araştırmalarla, bu teoriyi ilişkilendirerek görebiliriz. Grey’in, gay olmaması ve buna yapılan vurgu bu noktada oldukça dikkat çekicidir.

Toplumsal cinsiyet rollerinin en bilindik şekli, geçmiş yüzyıllarda, Batı’da giderek sorgulanan ve değişen heteronormatif ve ataerkil rollerdir. Geleneksel roller, “erkek” ve “kadın” olarak birbirinden kati bir şekilde ayrılan ve her iki cinsiyete de doğuştan verilen cinsiyet rollerinin var olduğu iddiasındadır. Bu roller: Erkekler: Aile reisi ve evin geçiminden sorumlu, dışarıyla olan bağı kurmada sorumlu, güçlü, mantıkla hareket eden, cesur, cinsel açıdan aktif, kadınlara, yani “besleyicilere” hemen hemen hiç bağlı olmayan “avcılar” olarak nitelendirilmişlerdir. Kadınlar: Erkeğe bağlı ve onun korumasına muhtaç, eşiyle ve ailesiyle olan ilişki de sosyalliği sağlayan, güçsüz, duygusal, mantıkla hareket etmeyen, her zaman kendinden ödün veren, cinsel açıdan pasif “avcılara” muhtaç “kuluçka sağlayıcısı” olarak yorumlanır. Grinin Elli Tonu tam olarak bunu yansıtıyor.

Grey’in karanlık zevk dünyasında ise bu bağlamda acı ve haz, karanlık ve aydınlık, şiddet ve şefkat, siyah ve beyaz yer değiştirecektir. Sahip olduğu kadına gerçek itaati, cinselliği öğretecektir. Bütün zıtlıklardan kurtarılan kadın bu şekilde gerçek cinsel özgürlüğüne erkeğe teslim olarak kavuşabilecektir. Siyah ve beyaz değil de grinin tonlarında… Ve tabii kontrat imzalanarak... Yazılı kâğıt üstündeki bu anlaşma evlilik kurumuna da bir gönderme niteliğinde. Eşitlik, ne de olsa zıtlıkların birbirine karıştığı bir dünyada geçersizdir.

Hâkim ve itaatkâr ilişkisi, Anastasia’nın samimiyet ve eşitlik arayışıyla zedelenir. Samimiyetsizlik ise kişinin nefsaniyetini maskeleyebilmek üzere hatalarına bahane ve mazeretler bularak, gerçeği olduğundan başka türlü görmeye veya göstermeye çalışması olarak karışımıza çıkar.

Grey’in kendisiyle yüzleşmesi başarılı bir nefis denetlemesi olabilir ancak; insanın sonucu ne olursa olsun kendi kendisine karşı tam anlamıyla samimi, dürüst olması ve hareketlerini nefis denetlemesi mahkemesinin huzuruna asla nefsaniyetin etkisi altında kalarak eğip bükmeden, dosdoğru, olduğu gibi çıkarması ile mümkün olabilir. Kendisiyle aşk yüzünden yüzleşmek zorunda kalan adamın, samimiyet dürtüsüyle kendi içinde yaşadığı çatışma, Anastasia’ya verdiği son cezada böylelikle su yüzüne çıkacaktır.

Anastasia, onu cezalandıran ve şiddetle vuran Grey’i ağlayarak sorgularken bir yandan da onu kendi iç dünyasıyla yüzleşmeye de terk etmiştir. Fizyolojik şiddet sonucunda kadının aşkına dair yaşadığı umutsuzluk dalgası ve aşağılanma hissi onu sevdiği adamdan uzaklaştıracaktır. Kadının özgüven eksikliği, saplantı bozuklukları, deneyimsizliği ve eşitsizlik; aşağılık kompleksinin nedenleri arasında gösterilebilir. Erkek yarı tanrı konumuna yükselirken, kadının içindeki dişi tanrıçaya ulaşma çabası gözler önüne seriliyor; bir yandan da dominant, eski kafalı erkek modeli, uysal yönlendirilebilir kadın modeliyle bütünleşiyor, buna içten içe ihtiyaç duyuluyor. Kadın ve erkek arasındaki ilişki cinsel kimliklerimize ulaşmaya çalışarak yüceltiliyor.

Grinin elli tonunda hiçbir şey, siyah ve beyaz kadar keskin değilken, kadının aşkı uğruna neleri göze alabildiği dehşetli ve oldukça keskin. Cinsel kimlik, cinsiyet kimliğinden daha geniş kapsamlı bir kavram. Bireyin cinsel eğilimlerini, dış görünüşünü ve bunların toplum içindeki yansımasını da içeriyor. Bir kişinin cinsiyetini anlamak dışarıdan kolayken, cinsel kimliğini anlamak oldukça zor ve karmaşıktır. Bu, kişinin hissettiği içsel duygularla ilgilidir.

Grinin Elli Tonu: Duygu imparatorluğunda, siyahın beyaza yazgısız sarmalanışı…     

Yazar: E. L James, Çevirmen:  Sevinç S. Tezcan, Yayınevi: Pegasus, Baskı yılı: 2015, Anadilinde basım tarihi: 2013

» Grinin Elli Tonu film sayfası

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları

Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır