19.10.2010 12:10

arkapencere.com'dan Kusturica açılımı

İnternet dergisi arkapencere.com Altın Portakal'da kıyasıya tartışılan yönetmen Emir Kusturica hakkında bir yazı yayımladı. Emir Kusturica tartışmalarına bir de bu pencereden bakmak başlıklı yazı imzasız olarak yayının 15 Ekim 2010 tarihli sayısında yayımlandı.

Emir Kusturica tartışmalarına bir de bu pencereden bakmak

Toplumca suça ceza kesmeye, her olayla ilgili hüküm vermeye, tartışmalarda kesin taraf olup neredeyse cellat kesilmeye bayılıyoruz. Bunun son örneği Emir Kusturica tartışmalarında yaşandı.
Her suçun ona denk düşecek bir cezası vardır. Öyle olmalıdır. Adalet kantarının her iki tarafında oturanlara da hak geçmemelidir.
Emir Kusturica her şeyden önce bir savaş suçlusu değil. O cinayetleri o işlemedi, o toplu mezarları o kazdırmadı. Bugün dünyanın dört bir yanına özgürce gidebilmekte, her ülkeye rahatça girip çıkabilmektedir. Hakkında verilmiş bir ceza yok. Lakin jüri üyesi sıfatıyla Antalya’ya adım atar atmaz, geldiği gibi Türkiye’den ayrıldı. Ayrılmak zorunda kaldı. Kalsaydı, hepimiz biliyoruz ki, kısa sürede yarattığımız nefret iklimi nedeniyle, canı tehlikede olacaktı.
Mevzu şunu söyledi, bunu söylemedi meselesi değil. Tüm bu ‘günahlarına’ rağmen, daha birkaç ay önce Bursa’da bir grup ‘hayranı’ önünde müzik icra etmesini ve bunun nasılsa görmezden gelinmiş olmasını da es geçelim. Söylediği iddia edilen şeyleri gerçekten de söylediğini varsayalım. Bunları ‘düşünceyi ifade özgürlüğü’ kapsamından da çıkaralım hatta. Aradan geçen onca yıldan sonra ilmeği Kusturica’nın boynuna geçiren Türkiye’deki sinema kamuoyunun, önemli bir yönetmenimizin de feci bir usul hatasına saplanarak desteklediği cezayı kesme hakkını nereden bulduğunu da sormayalım şu durumda.
Peki yıllar önce Bosna’da ağır bir mezalim hüküm sürerken sarfettiklerinden dolayı, sonradan Kusturica’nın cezasını çekmiş olabileceğini hiç düşündünüz mü?
Savaş patlak verdiğinde, hem söyledikleri hem de “Yeraltı” (Underground) üzerinden (filmi Sırp milliyetçisi bulanlar vardı) zaten çok ağır eleştirilere maruz kaldı Kusturica. Çok sert yazılar yazıldı. Çok tepki aldı. Öyle ki, sinemayı bırakacak seviyeye gelmişti. Nitekim bıraktı da. Birkaç yıl köşesine çekildi ama nihayet dayanamayıp 1998’de çektiği “Kara Kedi, Ak Kedi”yle (Crna Macka, Beli Macor) geri döndü.
Antalya’ya gelişiyle birlikte öyle bir infial yaratıldı ki, bu tip durumlarda sıklıkla yaptığımız gibi, empati kurmayı aklımıza bile getirmedik. Bu adamın, varsa bir suçu, sonraki yıllarda cezasını çoktan çekmiş olabileceğini düşünmedik bile. Mağdurun yanında olduğumuzdan emin bir tavırla onu vicdanımızın kör hırsına teslim ettik, alelacele yargıladık ve kapı dışarı ettik.
İşin ilginci, demokrasi ve diyalog havarisi en liberal köşeciler de yargıç kesildiler. Başka yazılarında “Herkesin ikinci bir şansa hakkı vardır” diye romantik ahkamlar kesecekleri bir durumda, Kusturica’ya karşı “Bazı hatalar ölümsüzdür” yazacak kadar ileri gittiler. Oysa, olan biteni bir de onun ağzından dinlemek için bu ziyaret iyi bir fırsat olabilirdi. Diyalog diye mangalda kül bırakmayanlar acaba bu olayda bütün diyalog yollarını kapattıklarının farkındalar mı? Söylediklerine dair bugünkü yorumlarının ne olduğunu bir de ona sormak iyi bir fikir olmaz mıydı?
Emir Kusturica’nın ülkemizi terk etmek zorunda bırakılması ulusça bir kez daha toplu lince ne kadar meyyal bir ruh halimiz olduğunu hepimize gösterdi.

« Önceki Haberi Oku  | Sonraki Haberi Oku »

 

* Bu sayfada yeralan haber Antrakt Sinema Haber Ajansı tarafından yayınlanmıştır. İçerik tamamen özgündür. İzinsiz kopyalanamaz.

Ana Sayfa | Film Arşivi | Gelecek Program | Haberler | Gişe Raporu | Köşe Yazıları

Mesafeli Satış Sözleşmesi | Teslimat ve İade Şartları | Gizlilik Politikası

© Antrakt Sinema Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır